Plovdiv’de Balkanlar’ın ilk Ütü Müzesi açıldı

Müzede ev içi dekorasyon eşyası olarak da kullanılan ütünün geçmişten günümüze gelişimini sergileniyor

Pazartesi, 24 Kasım 2025, 14:29

ютия, Музей на ютията

ютия, Музей на ютията

FOTOĞRAF Plovdiv Bölge Tarih Müzesi

Yazı Boyutu


21 Kasım’da Plovdiv’de açılan Balkanlar’ın ilk Ütü Müzesi’nin ziyaretçilerini bir ejderha karşılayacak. Ağzından ateş değil, ütünün tarihi ile ilgili yeni bilgiler edinmek isteyenleri cesaretlendirecek sözler dökülecek.

 

Plovdiv Bölge Etnografya Müzesi’nin küratörü Grozdelina Georgieva’nın sözlerine göre daha müzeye adım atar atmaz birçok soru aklınıza gelecektir. - “Neden ütüler üzerinde tanrılar ve tanrıçalar, horozlar ve şeytanlar, lotus çiçekleri ve dişi bir kurt tarafından emzirilen Romulus ve Remus kardeşleri gibi figürler var?” soruları gibi.

 

İlkel çağlarda kullanılan bu alet, yüzyıllar boyunca sadece kumaşların düzleştirilmesinde değil, aynı zamanda evde süs eşyası olarak da kullanıldı.

 

Bulgarca’ya ütü kelimesi nereden geldi ve ne zamandan beri var?

Soruların cevabını Grozdelina Georgieva’dan dinliyoruz:

 




Грозделина Георгиева, Музей на ютията

Грозделина Георгиева, Музей на ютията

FOTOĞRAF Регионален етнографски музей - Пловдив

"İlk ütüler, ısıtıldığında kırışmış iplikleri düzleştiren taşlardı, daha sonra ocakta ısıtılan metal parçalar kullanıldı. Örneğin müzede, Roma döneminde ütünün dayanıklı olmayan bir malzemeden yapıldığını ve duvar resimlerinden nasıl göründüğünü öğreneceksiniz. Burada Doğu’nun en eski ütüleri olan ve MÖ 4. yüzyıldan 20. yüzyılın ortalarına kadar ipek ütülemek için kullanılan bazı Çin ütülerini de görebilirsiniz.  

 

Fotoğraflar, resimler ve animasyonlar vasıtasıyla gemiler, ejderhalar ve grifon  gravürlerinin de bulunduğu birçok ütünün üzerindeki sembolleri tanıyacaksınız. Kısaca görünüşte basit görünen bir aletin farklı anlamları barındıran ve öğeleri temsil eden sembolik dünyasına dalacaksınız.”

 

Bulgaristan topraklarında ütü, tarih öncesi çağlardan beri kullanıldı. 14. yüzyılda ustalar demir parçasından ütü yapmaya başladı ve müzede, tuhaf görünümlerinden dolayı “kaz” olarak adlandırılan,abacılıkta kullanılan eski ütü aletleri sergilenmektedir.

 

Sergide ayrıca Bulgaristan'da üretilen ütülere ayrılmış özel bir salonun bulunduğunu dile getiren Grozdelina Georgieva devamla şunları belirtti:

 

 

18.11.25 Грозделина Георгиева 2

"Bulgaristan’da kızgın kömürle çalışan İsveç kömür ütüsü popüler hale geldi. Aynı zamanda Kazanlık’ta bazı fabrikalar baca gövdeli bir alet üretti, ancak buhar bacası, önde değil arka tarafta bulunuyordu.  Bu ağır ütüler ile askeri üniformalar ütüleniyordu. Plovdiv ise yaklaşık altı fabrika ile kömür ütü üretiminde lider durumdaydı. Daha sonra fabrikalar “Balkan” devlet işletmesi altında birleşti.

 

1953'ten itibaren hem kömür ve hem elektrikli ütüler kullanıma girdi."

 

Ütü çok işlevli bir alet olduğu için, müzede özel bir salon oluşturuldu ve burada 19. yüzyılda süslü, çiçek, yumurta kutusu ve hatta mektup saklama yeri olarak da kullanılan ütülerinüretim süreci görülebir.

 

Ütülerin kendi güzelliği olduğunu keşfeden insanlar evlerindeki raflarda ütüleri süs olarak kullanmaya başladılar. Porselen ütüler, hediyelik eşya dükkanlarında satılmaya başladı.

 

Diğerilginç ayrıntı ise, ütünün  bazen 10 kiloya ulaşan ağırlığından dolayı uzun yıllar boyunca kadınlara ait bir alet olmamasıdır.Bir kadının “kaz” görünümlü ağır aletle başa çıkması zor bir iş olduğundan abacılar ve terziler erkekti.

 

Grozdelina Georgieva, geçmişte, giysinin unsurlarına bağlı olarak farklı ütülerin olduğunu belirtti ve şunları ekledi:

 

18.11.25 Грозделина Георгиева 3

“Pantolon ütüleme, kravat ütüleme, dantel ütüleme ütüsü var . Ütü, sadece kumaşla değil, aynı zamanda modellerin gelişmesiyle de bağlantılıdır. Eğer 17. yüzyılda ülkemizde geleneksel kıyafetler giyiliyorsa ve kaba abayı ütüleyemediği için hassas ütülere ihtiyaç duyulmuyorsa, Fransa ve Avusturya-Macaristan'da kadın elbiseleri ve dantel yakalı erkek kıyafetleri ile ilgili durumböyle değildi. Bu nedenle ütünün moda tarafından yöntildiğini söyleyebiliriz."

 

Taştan, kumaşa dokunmayan en modern alete kadar ütünün tarihçesi Plovdiv'de adeta bir mucize gibi ortaya çıkan müzenin salonlarında izlenebilir. Tarihi, sokakta bulunan ve tanrıça Athena Pallas'ın başını taşıyan bir kömür ütüsü ile başladı.

 

Grozdelina Georgieva anlattı:

18.11.25 Грозделина Георгиева 4

 

“Bağışçımız ressam Dimitar Dobrev’in, hayali olan Ütü Müzesi’ni kurma çalışmalarında büyük rolü oldu. – Yıllar önce, bu basit gibi görünen aletten çok etkilenmiş ve onda sanatçıların ve heykeltıraşlarınbir eseri gibi görmüş. Athena Palada o kadar ince işlenmiş ki bukleleri, gözleri, başındaki miğferi bile belli oluyor, çünkü o Zeus'un bacağından doğan tanrıça, sadece bilgeliğin tanrıçası değil, aynı zamanda dokumacılık gibi kadın işlerinin de himayecisidir.

 

Dimitar Dobrev neredeyse parçalanmış ütüyü toplar, onarır, sap takar ve bütün hale getirir. O zamandan beri tam 40 yıl boyunca bu aletleri topladı ve şimdi müzedeki yerini aldılar. Hatta geçen yıl bile arayıp daha fazlasını topladığını söyledi, velakin benim “yeterli” dediğim sözlerime rağmen “ İnsan güzelliğin karşısında kendisini durduramıyor” cevabını verdi.

 

Ne yazık ki, bağışçı, cömertliği sayesinde dünyanın dört bir yanından 1200'den fazla ütünün sergilendiği hayallerinin müzesini göremeden vefat etti.

 

Yazı: Diana Tsankova

Çeviri: Ergül Bayraktar

 

 

 

 

 

 

Haber üzerinde çalışanlar: Ergul Bayraktar