Cuma öğleden sonra

Allah nazardan saklasın

Cuma, 5 Aralık 2025, 14:00

Cuma öğleden sonra

FOTOĞRAF arşiv

Yazı Boyutu

Türkçemizdeki derin anlamlı ve kültürümüzün derinliklerine uzanan “Allah nazardan saklasın!” tabiri herkesçe bilinir. Bu sözü bazen gelişgüzel söyleriz, bazen de taşıdığı engin anlama vâkıf ve inanmış bir şekilde dua ve temenni babında söyleriz. Çünkü İslâm kültürünün bize kazandırdığı “nazar” diye bir şeyin olduğunu biliriz.

Aslında Arapça bir ifade olan ve bakış anlamına gelen “nazar” kelimesi, Türkçemize bir kavram olarak geçmiş ve Arapçadaki anlamından farklı bir içeriğe sahiptir. Çünkü Arapçada göz anlamındaki “ayn” kelimesi Türkçede “nazar” ile ifade edilmiştir. Türkçe sözlükte nazar, “bazı kimselerin bakışlarının bir şey veya kimse üzerinde meydana getirdiği etkiye yorulan ve kötü hâdiselere sebep olan terslik, uğursuzluk, göz, göz değmesi” anlamında kullanılmış ve “Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar.” atasözünde de çok anlamlı bir kullanımı olmuştur.

Nazar etmek, nazarlamak veya tamamen türkçelerştirerek göz değmesi olarak kullanılan nazar kavramı, beğenilen bir şeye kıskançlıkla bakmak ve zarar verecek şekilde onu etkilemek anlamına gelmektedir. Bu, günümüz bilimsel çevrelerinde telekinezi, psikinezi veya parapsikoloji alanına konu olan bir etki türüdür. Her ne kadar sırf pozitif bilimlerle izah edilemese de modern tıbbın geniş alanına nazar konusu da girmektedir.

Aslında nazar, insanda var olan manevî bir gücün/enerjinin karşıdaki canlıya yaptığı olumsuz etkiyi ifade etmektedir. Bu hususta Kur’ân-ı Kerim, Hazreti Yakub’un çcouklarına söylediği “Oğullarım! Şehre hepiniz bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam. Hüküm Allah’tan başkasının değildir. Ben yalnız O’na güvenip dayandım. Güvenecek olanlar yalnız O’na güvenip dayansınlar.” (Yusuf, 12/67), sözleri nazar konusuna işaret etmektedir. Bazı İslâm alimleri, bu ayet-i kerimeyi nazar konusunda delil olarak göstermişlerdir. Ayrıca Peygamberimizin, müşriklere Kur’ân okuduğunda karşılaştığı tavır ve öfke ile kin kusan bakışlarının da tesirini Kur’ân-ı Kerim şu ayette dile getirmiştir: “O inkârcılar Kur’ân’ı işittikleri zaman, seni gözleriyle devireceklermiş gibi bakar, ‘Şüphe yok o bir delidir’ derler.” (el-Kalem, 68/51). Bu ayet-i kerime de nazar konusu ele alınırken başvurulan ayetlerdendir, hatta nazar değmesinden korumak veya nazarlanan kişiyi tedavi etmek amacıyla bu ayetin okunması adet hâline gelmiştir.

Bütün bunlar nazarın varlığı ve İslâmiyet açısından ele alınması konusunda kapalı ve yoruma açık sözlerdir. Ancak bunları anlaşılır hâle getiren ve İslâm’da nazar anlayışının sağlam bir yeri olduğunu gösteren hususlar Peygamber Efendimizin sözleri ve yaşantısında görülmektedir. Bizzat, torunları Hasan ve Hüseyin efendilerimizi fizikî ve manevî kötülüklerden koruması için Allah’a sığınması, O’na özel olarak dua etmesi, “Nazar haktır” ifadesini çok açık ve net bir şekilde kullanması nazar anlayışının Müslümanlarca benimsenmesini sağlamıştır. Hatta “Kaderi geçecek bir şey bulunsaydı bu göz değmesi olurdu” sözleriyle nazar değmesinin ne kadar güçlü manevî bir etkiye sahip olduğunu dile getiren Peygamberimiz, nazar değmesini önleyici manevî tedbirler alınmasını ve nazarlanan kişilerin ise yine manevî yöntemlerle tedavi edilmesini söylemiş, göstermiş ve öğretmeiştir. Bu bağlamda torunlarına yaptığı “Allah’ın en mükemmel kelâmını vesile kılarak sizi şeytanlardan, zararlı şeylerden ve kötü bakışlardan korumasını O’ndan niyaz ederim” anlamına gelen “Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti min külli şeytânin ve hâmmetin ve min külli aynin lâmmetin.” duayla şifanın hakikî kaynağı olan Cenâb-ı Allah’a yakarılmasını öğütlemiştir. Ayrıca Felâk ve Nâs surelerinin de okunmasını öğretmiştir.

Bu yollarla nazar değmesini engelleme veya tedavi etme söz konusu olup İslâm dinince cevaz verilmesi önem arz etmektedir. Fakat nazar boncuğu, Peygamber Efendimizin sünnetinde olmayan ve İslâm’ın tevhit anlayışına ve ruhuna aykırı, insan şerefini zedeleyici birtakım uygulamalarla nazara karşı mücadele de tasvip edilmemiştir. Bu yüzden Müslüman, nazarı hak bilmekle beraber, nazar boncuğunu batıl kabul etme şuurunda olarak manevî gıdalarını alarak her türlü olumsuzluklara karşı bağışıklığını güçlü tutmalıdır.

Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar