Haber
Cumartesi 6 Aralık 2025 06:05
Cumartesi, 6 Aralık 2025, 06:05
FOTOĞRAF Özel Arşiv
Yazı Boyutu
Kırcali’den İstanbul’a uzanan yolculuk
Kırcali doğumlu olan Hasine Şen, Kültür Sanat Edebiyat programımızın konuğu olarak, göçle başlayan hayat serüvenini, Türkiye’de edebiyat ve akademi arasında kurduğu dengeyi ve Bulgaristan’la süregelen bağlarını anlattı. 1989 sonrası göçmenlerin ortak deneyimini taşıdığını belirten Karadeniz, çeviriyi iki kültür arasında kurulan “içsel bir köprü” olarak tanımladı.
Gospodinov’un Türkiye’de büyüyen okur kitlesi
Hasine Şen Karadeniz’in çevirileri, Bulgar yazar Georgi Gospodinov’un Türkiye’de geniş bir okur kitlesine ulaşmasında önemli rol oynuyor. Bu yıl Metis Yayınları tarafından yayımlanan “Yokluğun Haritaları” ve “Bahçıvan ve Ölüm” başlıklı eserleri büyük yankı uyandırdı. Özellikle “Bahçıvan ve Ölüm”, ortak kültürel hafıza ve yas deneyimleriyle Türk okurunun derin bir bağ kurduğu bir roman olarak öne çıktı. Gospodinov’un Kasım ayı sonundaki Bursa ve İstanbul’da düzenlenen kitap tanıtımları da doğal olarak yoğun ilgi gördü; tıklım tıklım dolan salonlarda uzun imza kuyrukları oluştu.
FOTOĞRAF Özel Arşiv
Peroto/Kalem Ödülü’nde kısa listeye giren ilk Bulgarca Türkçe çevirmeni
Sofya Ulusal Kültür Sarayı’nın verdiği Peroto/Kalem Edebiyat Ödülü’nün çeviri kategorisinde ilk kez Bulgarca’dan Türkçe’ye çeviri yapan bir isim kısa listeye alındı. “Yokluğun Haritaları”, “Lupo ve Tumba” ve “Keder” çevirileriyle aday gösterilen Karadeniz, bu gelişmeyi Bulgarca’dan Türkçe’ye edebiyat çevirisinin geleceği için umut verici bir işaret olarak değerlendiriyor.
FOTOĞRAF Özel Arşiv
Çeviri süreci: Yalnızlık, yoğunluk ve içsel bir yolculuk
Karadeniz, radyomuza
konuşurken özellikle “Bahçıvan ve Ölüm”ü
çevirirken yaşadığı duygusal yoğunluğunun altını çizdi:
Bu metin sadece bir hikâye anlatmıyor; okurun kendi yas anılarını da açığa
çıkarıyor.
Yazarın romanlarında geçen Türkçe kökenli kelimeleri hissettirebilmek için özel
çözümler aradığını da dile getirdi: “Çeviri esnasında karşılaştığım zorluklardan biri, baba karakterinin
konuşmalarında – çorbacı, soluk, iştah, duvar, kır gibi – çok sayıda Türkçe
kelime kullanmasıydı. Erek dilin Türkçe olması nedeniyle, Bulgarcada özgün bir
katman oluşturan bu sözcüklerin çoğu Türkçede görünmez hâle geliyor. Bu yüzden
çeviri boyunca, karakterin Bulgarca konuşurken Türkçe kelimelere başvurduğunu
sezdirebilmenin, metnin bu çift katmanlı dil yapısını olabildiğince
hissettirebilmenin yollarını aradım.”
En çok Bulgarca’dan Türkçe’ye yaptığım çevirilerde nefes alıyorum
Her iki yönde çeviri deneyimi olsa da Karadeniz, en rahat ettiği alanın Bulgarca’dan Türkçe’ye edebiyat çevirisi olduğunu ifade etti: Bu metinler aracılığıyla Bulgaristan’la bağımı sürdürüyorum. Ayrıca Bulgar edebiyatına Türkiye’de artan ilgi nedeniyle kendimi burada daha yararlı hissediyorum.
Rodoplar’a dönüş hayali: Köyüm zaten benim akademik sığınağım oldu
Hasine Şen, çocukluğunun geçtiği Kaloyantsi (Garabağıslı) köyünün hayatında özel bir yer tuttuğunu vurguladı. Bazı yıllık izinlerini köyünde geçirdiğini, birçok akademik çalışmasını orada tamamladığını söyleyen Karadeniz, gelecekte Rodoplar’da bir köye yerleşip kitap yazma fikrine sıcak baktığını da ekledi.
Aziz Şakir Taş'ın Hasine Şen ile yaptığı sohbeti ekli ses dosyasından dinleyebilirsiniz.
Söyleşi: Aziz Şakir Taş
Editör: Tanya Blagova
Haber üzerinde çalışanlar: Tanya Blagova