Cuma öğleden sonra

Evrensel Çağrı: Ezan-ı Muhammedî

Cuma, 16 Ocak 2026, 14:10

Cuma öğleden sonra

FOTOĞRAF YouTube

Yazı Boyutu

Ezan, İslâm dininde namaz vaktinin girdiğini haber veren ve müminleri ibadete çağıran kutsal evrensel bir çağrıdır. Dünyanın neresinde olursa olsun, Arapça olarak günde beş vakit okunan ezan, Allah’ın yüceliğini ve birliğini ilân eder, Hazreti Muhammed (s.a.s.)’in Allah’ın elçisi olduğunu tasdik edip duyurur ve insanları namaz ile kurtuluşa davet eder. Bu yönüyle ezan, hem inancın özünü yansıtan hem de Müslüman toplumu ibadet etrafında birleştiren temel bir semboldür. Bu bakımdan Hazreti Ebû Bekir tarafından “imanın şiarı” olarak nitelenmiştir.

Ezanın dinî kıymetini ifade eden hükmü, İslâm’ın ana kaynakları olan Kur’ân-ı Kerim, sünnet ve İslâm alimlerinin icmasıyla sabittir. Kur’ân’da namaza çağrının varlığına işaret eden ayetler bulunduğu gibi, Cuma namazı için yapılan çağrının bağlayıcı olduğu da açıkça belirtilmiştir. Hazreti Muhammed (s.a.s.) de namaz vakti girdiğinde ezan okunmasını emretmiş, böylece ezan uygulaması sünnetle kesinlik kazanmıştır. Bundan dolayı bu çağrı “ezan-ı muhammedî” olarak adlandırılmıştır.

Tarihî olarak ezan, Medine döneminde ortaya çıkmıştır. Müslümanlar başlangıçta namaz vaktini duyurmak için farklı yöntemler aramış, ancak diğer dinlere ait sembollere benzememesi için özel bir çağrı şekli tercih edilmiştir. Sahabîlerden Ömer b. Hattab ve Abdullah b. Zeyd hazretlerinin gördüğü rüya ve Peygamberimizin bunu onaylamasıyla, bugün okunan ezan lafızları kabul edilmiştir. Etiyopyalı kara kuru ve gür sesli Bilâl-i Habeşî, Peygamber Efendimizin tercihiyle ilk ezanı okumuş, böylece ilk müezzin olarak tarihe geçmenin yanı sıra, hâlâ birçok caminin müezzin mahfillerinde hattatlarca yazılan ismi o mübarek mekânlara ayrı bir renk, ayrı bir ahenk katmaktadır.

İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu ezanı, namazın güçlü bir sünneti ve İslam’ın açık bir şiarı/simgesi olarak değerlendirmiştir. Zamanla ezan, sünnet, Ramazan ve diğer dini işaretler gibi İslam’ın ayırt edici alâmetlerinden biri hâline gelmiştir. Bu sebeple ezanın terk edilmesi, İslâm hukukunda ciddi bir mesele olarak ele alınmıştır.

Ezan, yaklaşık on beş asırdır hiçbir kelimesi değişmeden okunmaktadır. Amacı mümkün olduğunca çok kişiye ulaşmak olduğu için, tarih boyunca minare gibi yüksek yerlerden okunmuş; günümüzde ise teknolojik imkânlardan faydalanılarak mikrofon ve hoparlörlerle duyurulmaktadır. Ezanın yasaklanması veya engellenmesi, Müslümanların dini duygularını derinden zedeleyen bir durumdur, dinî hakların kısıtlandığını göstermektedir.

Sonuç olarak ezan, İslâm dininin vazgeçilmez bir şiarı, Müslümanlar için bir görev ve toplumsal bir çağrıdır. Müminlerin ezanı saygıyla dinlemesi ve bu ilâhî davete icabet etmesi, İslâmî hayatın temel unsurlarından biridir. Aynı zamanda yerküremizin sürekli dönmesi sebebiyle her an bir yerde okunan ve sürekli bir yerde birilerine mesaj veren evrensel bir çağrıdır.

Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar