Cuma 23 Ocak 2026 14:00
Cuma, 23 Ocak 2026, 14:00
FOTOĞRAF freepik.com
Yazı Boyutu
Arapça kökenli olan “tevbe” kavramının kelime anlamı geri dönmek, dönüş yapmak demektir. Türkçeleşerek “tövbe” şeklinde kullanılan kavram, “dinde yerilmiş şeyleri terkedip övgüye lâyık olanlara yönelme” şeklinde tanımlanmıştır. Cenâb-ı Allah’ın doksan dokuz isminden biri olan “Tevvâb”ın kullar üzerinde tecellisi olan bu kavram, bir taraftan kulun yanlışından döneüp Allah’a yönelmesini ifade ederken, aynı zamanda çok bağışlayan ve tövbeleri kabul eden Allah’ın kulunun tövbesini kabul edip ona alicenaplığı, lütfu ve ihsanı ile yönelmesi, büyüklüğünü ve şefkatini göstermesi anlamına gelmektedir. Bu bakımdan tövbe, insanın hayatında çok önemli bir yere sahiptir.
Tövbenin ehemmiyetine binaen Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’de şu çağrıda bulunmuştur: “Ey iman edenler! Allah’a samimiyet ve içtenlikle tövbe edin!” (et-Tahrîm,66/8). “Nasuh tövbe” olarak ifade edilen bu samimî tövbe, manevî olarak düşen insana yükseliş kapısını aralamaktadır. Hazreti Adem’in cennette işlediği zelle/ayak sürçmesi ile yaşanan düşüşün bir neden sonra yükselişe dönüşmesi tövbe ile olmuştur. Onun tersini ise şeytan yapmıştır, zira yanlış yapmasına rağmen, kibrini ve gururunu yenemeyip pişmanlık duymamış ve hatada ısrar etmiştir. Hataya düşme durumunda bu iki yol, bütün insanlar için de söz konusudur: ya tövbe edip ademleşmek, adam olmak; ya da hatada ısrar edip şeytanlaşmak, şeytanın adamı olmak...
Bu açıdan tövbenin mahiyetini bilmek ve ona göre hareket etmek önem arz etmektedir. Tövbe üç aşamalı bir süreçtir. İlk ayağı, yapılan günahın yanlışlığını fark edip terk etmektir. İkinci aşama, Peygamber Efendimizin ifadesiyle “nedamet”, yani yapılan yanlıştan/günahtan dolayı pişmanlık duymaktır. Üçüncü adım ise aynı günahı işlememeye azmetmek, kesin niyet ortaya koymaktır. Dördüncü bir nokta daha var, o da eğer kul hakkı söz konusu ise helâlleşmek. Bu aşamaları başarıyla tamamlayan insan, zayıflığını giderir, bozukluğunu tamir eder ve Peygamber Efendimizin sözüne göre, “İşlediği günahtan dolayı tövbe eden onun işlememiş gibidir.” Bu tür insanlar ise Cenâb-ı Allah’ın sevdiği kulları arasına girer. Çünkü yine Peygamberimizin ifadesiyle, “Allah, günah işledikten hemen sonra tövbe edenleri sever”.
İnsanlık vasfımız itibarıyla günah ve hatalar işlemek bizim için büyük bir kusur teşkil etmez, çünkü günah bize kulluğumuzu güçlendirme imkânı sunar. Ama tövbe edebilecek zamanı ve gücü kendimizde bulabilir miyiz? Bu sorunun çetinliği içerisinde günahlardan korunmalıyız. Ancak günah işlemekten daha kötüsü, günahta ısrarcı olmaktır. Yaptığımız hatadan dolayı tövbe etmemek/edememek bizi bitiren ve yok eden bir büyük hata olur. Bu yüzden her fırsatta içtenlikle tövbe edip kulluğumuzu arz etmeli ve Yüce Dergâha sığınmalıyız. O dergâhın kapısı her daim açık, son nefesimizi verinceye kadar oradan girmek mümkün. Ama biz yine de son nefesimizi beklemeyelim, işi mechule bırakmayalım..
Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar