TOPLUM

Haber

Komünist rejim tarafından “Yeniden doğuş süreci” adı altında

1984’te başlatılan zorla isim değiştirme kampanyasının uluslararası yankıları

Türkiye’nin sınırını açtığı 1989 yılının 3 Haziran ile 21 Ağustos tarihleri arasındaki dönemde Bulgaristan’da yaşayan 360 000 Türk, baskı ve zulüm gördükleri vatanından göç etmek zorunda kaldı

Pazar, 25 Ocak 2026, 06:00

1984’te başlatılan zorla isim değiştirme kampanyasının uluslararası yankıları

FOTOĞRAF BTA

Yazı Boyutu

Komünist rejim tarafından Aralık 1984’te “Yeniden Doğuş Süreci” adı altında başlatılan ve Bulgaristan’daki Türklerin dini ve etnik kimliklerinin silinmesine yönelik olan zorla isim değiştirme kampanyası kapsamında uygulanan şiddet ve baskılar dünya basınında “Katliam”, “Türkler eziliyor”, “Zorla Bulgarlaştırma” başlıkları altında geniş yankılar uyandırmıştır.

Bulgaristan yetkilileri bu haberleri yalanlarken Türk-Bulgar ilişkilerinin çok iyi olduğu bir dönemde meydana gelen bu olumsuz gelişme Türkiye’de büyük bir şaşkınlık yarattı.

Türkiye ve Batı Avrupa basınıOcak 1985’ten itibaren Bulgaristan’daki Türk azınlığına uygulanan baskıyı şiddetle kınamaya başladı. Diğer yandan Bulgaristan basını sessizliğini korudu, Bulgaristan’ın Türkiye Büyükelçisi Argir Konstantinov çıkan haberleri yalanladı ve iddiaları reddetti. Türkiye hükümeti ise Bulgaristan’da olup bitenler hakkında temkinli bir tavır sergiledi. Dışişleri Bakanı Vahit Halefoğlu Bulgaristan’dan gelen raporların dikkatli bir şekilde değerlendirildiğini, sorunun Bulgaristan ile Türkiye arasında dostluk diyaloğu çerçevesinde çözümlenebileceğini ifade etti.

Bulgaristan’daki Türklere uygulanan baskı ile ilgili raporlar 1985 yılının Ocak ve Şubat aylarında gelmeye devam etti, ancak Türkiye’nin konuyla alakalı iyimser tutumu değişmedi. Daha sonra 20 Şubat’ta Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kapalı kapı oturumunda Bulgaristan’daki Türk topluluğun durumu geniş bir şekilde ele alındı.  Türkiye, 22 Şubat’ta Türkiye’deki Bulgaristan Büyükelçiliği vasıtasıyla Bulgaristan’a bir diplomatik nota verdi. Bu notada baskının sona ermesini, yeni bir göç anlaşmasının yapılması için üst düzey müzakerelerin başlamasını talep etti. Bulgaristan’dan gelen cevabı yetersiz olarak değerlendiren Türkiye, Mart, Nisan ve Ağustos aylarında toplam 4 nota daha gönderdi.

Ayrıca Türkiye Dışişleri Bakanlığı 7 Mart 1985’te Bulgaristanda yaşayan Türk topluluğunusoydaş” kabul ettiğini açıkladı ve Bulgaristanda yaşayanTürkleri manen desteklediğini bildirdi.

Türkiye’nin verdiği notalara olumsuz ve tavizsiz yaklaşan Komünist rejim, yeni bir göç anlaşması için üst düzey müzakere teklifini de "Bulgaristan’da Türk yok cevabı ile reddetti. Bunun yanısıra Bulgaristan yetkilileri Türklerin isimlerini Bulgar isimleri ile değiştirdiklerini, ancak bunu gönüllü olarak yaptıklarını bildirdi.

Todor Jivkov

FOTOĞRAF desebg.com

Türkiye’nin verdiği notalara olumsuz ve tavizsiz yaklaşan Komünist rejim, yeni bir göç anlaşması için üst düzey müzakere teklifini de Bulgaristan’da Türk yok cevabı ile reddetti. Bunun yanısıra Bulgaristan yetkilileri Türklerin isimlerini Bulgar isimleri ile değiştirdiklerini, ancak bunu gönüllü olarak yaptıklarını bildirdi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, 20 Mart 1985’te insan haklarına saygılı her ülkenin Bulgaristan’daki Türkere ilişkin sorunu çözmek ve Bulgaristan’ı müzakare masasına oturtmak için baskı yapılmasına dair bir talimatı dış temsilciliklerine gönderdi.

Mayıs - Haziran 1985’te Otava’da gerçekleştirilen İnsan Hakları oturumunda Türkiye temsilcileri, 1925 tarihli dostluk anlaşmasının hâlâ geçerli olduğunu, dolayısıyla bu anlaşma gereğince Bulgaristan’daki Türkler’in göç etme hakkı dahil olmak üzere bütün haklarının gözetilmesi gerektiğini vurguladı.

Demir perde dışındaki hemen hemen her ülkenin basını ve radyoları ile önde gelen uluslararası medya kuruluşları ve yayınları Bulgaristan’daki Türklere uygulanan baskı ve şiddeti kınayan haberler yayımladı. Konu uluslararası forumlarda da gündem oldu. Türkiye gerek uluslararası platformlarda gerekse ülke içinde ve yurt dışında Bulgaristan’daki Türklerin sorunlarına ilişkin düzenlenen bilimsel forumlarda Bulgaristan Komünist Partisi’nin öne sürdüğü tezleri eleştirdi.

Parlamentolar Arası Birliği’nin yaptığı toplantıda Türkiye heyeti Bulgaristan’daki Türklerin maruz kaldıkları baskıyı dile getirdi. Konu Avrupa Konseyi’nin İnsan Hakları Komisyon’un gündemine de taşındı. İslam Konferansı sorunu yakından takip etti ve Bulgaristan’daki Türk-Müslüman topluluğuna yapılan baskıyı şiddetle kınadı.

Daha önce de belirtildiği üzere Bulgaristan’daki Türklere “Yeniden Doğuş Süreci” adı altında uygulanan zorla isim değiştirme kampanyasına karşı çıkan Türkiye, en baştan beri geniş kapsamlı bir göç anlaşmasının yapılması için müzakerelerin başlamasını talep ediyordu.

Petar Mladenov ve Turgut Özal

FOTOĞRAF spomen.bg

Başbakan Turgut Özal ve Dişişleri Bakanı Vahit Halefoğlu birçok kez uluslararası anlaşmalar çerçevesinde yeni bir göç anlaşmasına hazır olduklarını bildirdi. Bu bağlamda Türkiye göçmenlerin mal mülk ve sosyal haklar meselelerinin çözümü üzerinde ısrar etti. 

Komünist rejim Türkiye’nin öne sürdüğü göç anlaşması teklifini reddederek Bulgaristan’daki Türklere asimilasyon politikasını uygulamaya devam etti. Karşı çıkan Türkleri Bulgar nüfusunun yoğun olduğu bölgelere sürgün ederek meseleyi bu şekilde çözmeye çalıştı.

23 Şubat 1988 tarihinde Türkiye ve Bulgaristan arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesini amaçlayan Belgrad Protokolü kabul edildi. Dışişleri Bakanı Petar Mladenov ile Türkiye Dışişleri Bakanı Mesut Yılmaz tarafından imzalanan bu protokolle Bulgaristan parçalanmış aileler sorununa ilişkin bazı tavizler verdi.

FOTOĞRAF gastearsivi.com

İki taraf arasındaki diyaloğun devam etmesi için yeni bir göç anlaşmasının yapılmasını ve Bulgaristan’daki Türklerin azınlık olarak kabul edilmesini önkoşul olarak ileri süren Türkiye ise bu konularla ilgili bir netice alamadı. Zira Protokolle yalnızca insani yardım meselelerinde bir anlaşma sağlandı. Bu durum Komünist rejim tarafından büyük bir siyasi zafer ve uluslararası hukuk açısından önemli bir kazanım olarak değerlendirildi.

Böylece Bulgaristan’daki Türklerin mal - mülk ve sosyal haklarını düzenleyen yeni bir göç anlaşması yapılmadan Türkiye 3 Haziran 1989’da sınır kapılarını İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en geniş kapsamlı göç dalgasına açtı. Todor Jivkov’un göç eden Türklerin Türkiye’ye seyahat ettiklerini öne sürmesinden dolayı bu göçe alaycı bir şekilde “Büyük seyahat” denildi. Bununla olup bitenlerin göçle alakası olmadığı ve dolayısıyla bir göç anlaşmasının yapılması için müzakerelerin yapılamayacağı bir kez daha vurgulandı.



FOTOĞRAF SPOMEN.BG

Neticede Türkiye’nin sınırını kapattığı 21 Ağustos’a kadar yaklaşık 360 000 Türk Komünist rejim tarafından baskı ve zulüm gördükleri vatanlarından, Bulgaristan’dan göç etmek zorunda kaldı.