Haber
Cumartesi 31 Ocak 2026 05:25
Cumartesi, 31 Ocak 2026, 05:25
Emine Sadkı
FOTOĞRAF story.den.fm
Yazı Boyutu
1991 yılı, Bulgaristan. Deliorman. Sonsuz özgürlük şöleni. Rejim değişti. Müslüman nüfusunun adları iade edildi. Hepsi nihayet imrendikleri dünyanın birer parçası oldu. Bu dünya kendilerine kucak açıyor. Veya en azından onlar öyle sanıyorlar.
1990’lı yıllardan itibaren Bulgaristan’dan Batı Avrupa’ya çalışmak için giden babaların geride bıraktığı izleri görünür kılan “Geri Dönen Babalar” projesinin yazılı bölümünü oluşturan genç yazar Emine Sadkı, radyomuzun ”Kültür Sanat Edebiyat” programında konuşurken metnin çıkış noktasını ve kişisel hafızayla toplumsal tarihin nasıl iç içe geçtiğini anlattı. Fotoğrafçı Mihaela Vaçeva ile birlikte hayata geçirdikleri projede Sadkı’nın metni, Erich Lessing, Süleyman Akman ve Behiç Günalan’a ait arşiv görüntüleri ve yazarın aile arşivinden fotoğraflarla buluşuyor.
FOTOĞRAF story.den.fm
Gurbet, Yokluk ve Anlatılmayı Bekleyen Hikâyeler
Emine Sadkı’ya göre “Geri Dönen Babalar”, son beş yılda Deliorman bölgesinde yaşanan dönüşlerin bir gözlemi niteliğini taşıyor. Pandemiyle birlikte yurtdışından geri dönen erkeklerin aileleriyle yeniden karşılaşması, yazarın zihninde zor sorular meydana getirmiştir: Gidenler döndüklerinde nasıl karşılanıyor? Geride kalanlar bu yokluğu nasıl yaşamış oluyor? Sadkı, Avrupa Birliği üyeliği öncesi dönemde Batı’ya giden Bulgaristan vatandaşlarının, birçok sıkıntıya katlanmak zorunda kaldıklarını hatırlattı. Ekonomik krizler, vize rejiminin uygulanması ve yoksul bölgelerdeki çaresizlik, bu ayrılığı bir tercih olmaktan çok bir mecburiyete dönüştürmüştür. Yazar, bu fedakârlığa değdi mi sorusuna tek anlamlı bir yanıt vermekten kaçınarak o kuşağın çoğu zaman başka bir seçeneğe sahip olmadığını vurguladı.
FOTOĞRAF ICU
Edebiyat, Kimlik ve Kültürel Diyalog
Söyleşide Sadkı’nın edebiyat yolculuğu da önemli bir yer tutuyor. “Kuzgunlar Kervanı” adlı romanıyla Bulgaristan sınırlarını aşan yazar, eserin sekiz dile çevrilmiş olmasının yerel görünmekle birlikte evrensel bir duyguya temas eden anlatıma bağlı olduğunu söyledi. Küçük kasabalar ve “küçük insanlar” üzerine kurulu olan bu dünya, İspanya’dan Almanya’ya kadar farklı coğrafyalarda bulunan okurlar tarafından kolaylıkla anlaşılıyor.Öte yandan Emine Sadkı, Bulgaristan’daki Türk kültürünün geleceğine dair de temkinli iyimserlikle konuşarak hazırladığı “Vij” dergisi sayısı üzerinden, bu kültürün yalnızca korunmasının değil, çağdaş ve nitelikli eser üretimleri ile desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Ulusal medya tarafından sağlanan ve çeviriye verilen desteklerinin belirleyici rolüne işaret eden Sadkı, Bulgar-Türk kültürel diyaloğunun güçlenmesi gerektiğini savundu.
FOTOĞRAF vijmag.bg
Kendini “göçebe” diye tanımlayan Emine Sadkı, anlatmak istediği hikâyelere ilişkin konuşurken “Geri dönen babalara ve onların görünmeyen fedakârlıklarına borcumuz var. Bu borç, en azından hikâyelerin anlatılması yolu ile ödenebilir” sözlerini kullandı.
Yazar ve gazeteci olan Emine Sadkı, konuşmaları ve yazılarında Bulgaristan'ın kırsal kesimlerinde kültürel ortamın merkezsizleştirilmesi ve eğitime eşit erişimin önemini sık sık dile getirmektedir. Zamanının büyük bir bölümünü Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti ve Polonya'daki festivallerde gönüllü olarak geçirmektedir. 2017-2020 yılları arasında Bulgaristan'ın kültürel mirasını çağdaş sanat için bir ilham kaynağı olarak kullanan etkinlikler düzenlemiştir. Şu anda Amsterdam, Sofya ve Garvan köyü arasında yaşamakta ve sık sık müzik gruplarıyla Avrupa'yı gezmektedir.
“Kültür Sanat Edebiyat” “Kültür Sanat Edebiyat” programı sunucusu Aziz Şakir Taş’ın Emine Sadkı ile yaptığı söyleşiyi ekli ses dosyasından dinleyebilirsiniz.
Söyleşi: Aziz Şakir Taş
Editör: Tanya Blagova
Fotoğraflar: story.den.fm
Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar