Haber
Cumartesi 21 Şubat 2026 04:05
Cumartesi, 21 Şubat 2026, 04:05
FOTOĞRAF Özel Arşiv
Yazı Boyutu
21 Şubat Ana Dili Günü münasebeti ile Aile Saati programına Türk dili araştırmaları ve eğitimi alanında çalışan Sibel Mustafa Raşidova’yı konuk ettik.
Sofya Üniversitesi Arap dili ve edebiyatı bölümünden mezun olan ve ikinci ihtisas olarak İngiliz Filolojisini bitiren dil uzmanı, yabancı lisanlara yaptığı yolculuklar arasında Türk dili yolculuğunun nasıl başladığını anlatırken “Türk diliyle, layıkıyla tanışmam biraz geç oldu” sözlerini kullandı.
“Ana dilinin insanın kendi tarihi ve benliğine açılan kapının anahtarı” diyen konuğumuz, ailelere seslenirken çocuklarını ana dilinden mahrum bırakmamaları çağrısında bulundu.
Sibel Mustafa – Raşidova, lise eğitimini doğup büyüdüğü İsperih’te tamamladıktan sonra üniversite okumak için başkente geldi ve Sofya Üniversitesi’nin Arap dili bölümü, ikinci ihtisas olarak ise İngiliz dili ve edebiyatı bölümlerinden mezun oldu. Sonra da İstanbul’da Türkiyat araştırmaları alanında doktora eğitimi aldı.
Halihazırda farklı kuruluşlarda Türkçe öğretmenliği yapmakla birlikte akademik araştırmalarına devam ederek uluslararası bilimsel konferanslara katılan konuğumuz, farklı dillere doğru yaptığı yolculuklar arasında ana dili yolcuğuluğu ne zaman ve nasıl başladı sorusu üzerine şöyle konuştu:
FOTOĞRAF özel arşiv
“Benim doğup büyüdüğüm evde her zaman aile dilimiz Türkçe olmuştur. Burada Türkçe derken Deli Orman'da konuşulan Türk ağzını kastediyorum. Standart Türkçe'yi ilk ve ortaokulda seçmeli ders olarak okuma şansım oldu. Üniversite eğitimine başlamadan önce de Türkçe'yi iyi bildiğimi ve tamamıyla hakim olduğumu düşünüyordum. Ancak yabancı dillerin gramerleri ve edebiyatları ile karşılaşınca aslında Türkçe ile ilgili çok az bir fikrim olduğunu gördüm”.
Ana dili olmasına rağmen öğrendiği yeni dillerin gramerleriyle Türkçe'nin gramerini karşılaştıracak kadar bilgiye bile sahip olmadığının farkına varınca Türkçe edebiyat kitapları okumaya ve dilini geliştirmek yönünde çaba sarfetmeye başlayan Sibel, zamanla kullandığı dil belli bir seviyeye ulaştıktan sonra Türkiye'de doktora yapma kararı aldı.
FOTOĞRAF özel arşiv
“Doktora tezimde Bulgaristan'ın Orta Rodoplar bölgesinde konuşulan Türkçe'yi inceledim. Bu esnada da Bulgaristan'da konuşulan farklı Türk ağızlarını tanımış oldum. Şimdi düşündüğümde bir dilci olarak Türk diliyle, layıkıyla tanışmam biraz geç oldu diyebilirim”.
Çocuklara Türkçe dersleri veren Sibel Mustafa Raşidova, radyomuza konuşurken karşılaştığı zorlukları ve ailelerin ana dilinin korunmasındaki rolüile ilgili gözlemlerini paylaştı.
“Zorluk diyebileceğimiz bir nokta belki de Türkçe'nin öğrenilmeye değer bir dil olduğunu öğrencilerimize ve ebeveynlerimize göstermek, anlatmak ve onları bu konuda ikna etmek belki de en büyük zorluğumuz diyebilirim. Çünkü günümüzde özellikle Türk ailelerde Türkçe zaten hali hazırda bilinen bir dil olarak görünüyor ve buna emek harcamayı layık görmüyor bazı aileler. Ama özellikle büyük şehirlerde geniş aileden çekirdek aileye geçilen bir dönemde eğer özel bir çaba sarf edilmezse iki ebeveynin de Türk olmasına rağmen çocukların Türkçe öğrenmemeleri çok kolay bir şekilde olabiliyor. Çünkü çocuklar çoğu zaman okulda ve okulda Türkçe konuşma imkanları yok. Evde de aileleriyle bir şekilde konuşup okuyup geliştirmezlerse Türkçelerini günün sonunda isimleri Türkçe olan ama Türkçe bilmeyen çocuklar karşımıza çıkıyor büyük şehirlerde.Küçük yerleşim yerlerinde de şunu fark ediyorum Buralarda her nedense ebeveynler çocuklarına Bulgarca öğretmenin yolunu Türkçe'yi unutmaktan geçtiğini düşünüyorlar ve Bulgarca öğretme çabası ile Türkçe'yi bir şekilde yok sayarak Bulgarca'yı daha iyi geliştireceklerini düşünüyorlar. Ve sadece ebeveynler de değil nene ve dedeler kendi aralarında Türkçe konuşurken torunlarıyla Bulgarca konuştuğunu gözlemliyoruz. Bunu yapıcı bir örnek olarak görmüyorum ben şahsen”.
Konuğumuz gençlere ve ailelere ana dili eğitimi konusunda önemli tavsiyelerde bulundu.
FOTOĞRAF özel arşiv
“Ebeveynlere ve nine dedelere nacizane verebileceğim tek tavsiye, çocuklarını ana dilinden mahrum bırakmamalarıdır. Çünkü her dil yeni kapı açan anahtar ise eğer, ana dili insanın kendi tarihine, benliğine açılan kapının anahtarıdır. Bu kapıdan girip kendine doğru yaptığı yolculuğu tamamlayamayan bir birey ise, hayatının hiçbir alanında emin adımlarla ilerleyemez diye düşünüyorum.”
FOTOĞRAF özel arşiv
Öğretmen olarak Türkçe eğitimi konusunda mevcut durumu değerlendiren Sibel Hanım, şöyle konuştu:
“Bence Türkçeye ilgi yeterince yüksek değil şu an ama umutluyum çünkü her öğrenci bir umut, her öğrenci bir ışık. İnanıyorum ki biz öğretmenler, ebeveynler, çocuklar, sizin gibi medya mensupları hepimiz el birliğiyle Türkçe eğitimini Bulgaristan'da layıkıyla gerçekleştirebileceğiz”.
Söyleşi: Bedriye Haliz
Editör: Tanya Blagova
Aile Saati sunucusu Bedriye Haliz’in Sibel Mustafa Raşidova ile yaptığımız sohbeti ekli ses dosyasından dinleyebilirsiniz:
Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar