MÜZİK

Haber

Bulgar müzik kültüründen örnekler

Dobruca’nın altın sesi Verka Siderova’nın “Lale misin, sümbül müsün" şarkısı

Cuma, 3 Nisan 2026, 05:05

Dobruca’nın altın sesi Verka Siderova’nın “Lale misin, sümbül müsün" şarkısı

FOTOĞRAF dobrich.bg

Yazı Boyutu

Dobruca olarak bilinen coğrafi bölgenin toprakları her zaman bereketli ve verimli olmuştur. Bölgenin Bulgaristan’a ait kısmının Bulgaristan’ın tahıl ambarı” olarak adlandırılması tesadüfi değildir. Dobruca etnografya bölgesinin halk kültürü ve folkloru da oldukça zengin ve çeşitlidir.

Melodilerin ve sözlerin çeşitliliği, başta Trakya’dan olmak üzere diğer bölgelerden gelen göçlerle izah edilebilir. Bazı uzmanlar, Dobruca düzlüğü güzeldir, anne” dizeleriyle ünlü “Milo mi e, mamo” (Kıymetlidir memleketim, anne) şarkısını bölgenin marşı olarak kabul ederler.

Ancak Dobruca folklorunun gerçek sembolü, genç bir asilzadenin (çelebi) uykuya dalması ve büyük bir köy toplantısı (sedyanka) için yapılan hazırlıkları kaçırdığını anlatan lirik bir minyatürdür. İlk olarak, konukları beslemek, serinletmek ve eğlendirmek için kuzu, şarap ve kaval taşıyan üç çoban gelir. Onları, ipek, iğ ve nakış çerçevesi taşıyan üç güzel kız izler. Kadınlar, şen şakrak sedyankalar sırasında işlerini asla unutmazlar.

Halk sanatçısıı Verka Siderova'nın unutulmaz yorumu sayesinde, Bulgar halk müziğinin klasiği haline gelen şarkının adı “Lale li si, zyumbyul li si, gyul li si (Lale misin, sümbül müsün, gül müsün) nakarattan geliyor.

Verka Siderova, dinleyicilerine hitap ederken “Herkes doğup büyüğüdüğü yeri sever, bu çok doğal, Halk şarkıları hayatım boyunca bana eşlik etti — annem beni beşikten itibaren bu şarkılarla kutsadı. Ben bu saf pınardan bol bol içtim. Aynısını sizin için de diliyorum. Ama bu pınardan içmek isteyen herkes diz çökmelidir, çünkü pınardan diz çökerek içilir...” sözlerini sarf etti.

Verka Siderova’nın Bulgar kültüründeki etkisi günümüze dek güçlü bir şekilde hissediliyor. Asaletiyle ve sıcaklığıyla dinleyicileri etkileyen ünlü Bulgar halk müziği sanatçı2 Temmuz 2025 tarihinde 99 yaşında hayata veda etti.

FOTOĞRAF arşiv

Dobriç'te doğan ve memleketine bağlı kalan şarkıcı, Dobruca folkloruna zarafet ve ışıltı katan isimdi. Otobiyografisinde “Dobruca — sıcak ekmeğin kokusu. Dobruca — benim memleketim. Bu topraklarda büyüdüm; zorluklarını ve sevinçlerini, geleneklerini, oyunlarını ve şarkılarını yaşadım,” diye paylaşıyor sanatçı.

Çocukluğunun renkli mahallesini şöyle anımsıyor:

“Bulgarlar ve Türklerin bir arada yaşadığı, karışık bir mahalleydi. Ayrım yapmadan birlikte yaşıyorduk... Bayramları, sünnetleri ve düğünleri paylaşıyorduk. Ah, ne kadar pilav ve baklava yerdik! Sokağın aşağısında, köşede dans eder ve şarkı söylerdik. Bugün hala radyoda çalınan o şarkılar, repertuvarımı oluşturuyor. Onları annelerimizden ve anneannelerimizden öğrendik. Beni işsiz işsiz bırakmıyorlardı…Oyunlara katılamadığım için üzülmüyordum, ancak en çok şarkı söylemeyi seviyordum. İnsanların beni duyabilmesi için yüksek sesle şarkı söylemek istiyordum. Büyürken, bir anne olurken ve çalışırken şarkı söylemeye devam ettim. Filip Kutev ile 1952'de bir sanat yarışmasında tanıştım. O,  beni Devlet  Halk Müziği Topluluğu'nda bir şarkıcı olarak şekillendirdi. “Şekillendirdi” diyorum çünkü sahnede performans sergilemek ve insanların kalbine dokunan bir şekilde şarkı söylemek büyük çaba gerektirir. Halk şarkılarının Bulgar kimliğini yansıttığını fark ettiğim yer de bu topluluktu.”

"Verka Siderova (ön sıra, ortada) Devlet Topluluğu’nun solistleriyle, 1968.

FOTOĞRAF Lilyana Galevska özel arşiv

Verka Siderova, olağanüstü repertuvarındaki tüm şarkıları ilk kez evde, büyükannesinden, annesinden ve teyzelerinden dinlediğini sık sık dile getirirdi. “Godini, godini, usilni godini” (Yıllar, yıllar, zorlu yıllar) en sevdiği şarkı idi, ancak birçok röportajda, kendisine ait simge şarkı olarak kabul edilen parçanın “Lale Li Si” olduğunu kabul etmişti.“Laleto (Lale) dediklerinde Verka Siderova'yı kastederler; Verka Siderova dediklerinde ise 'Laleto'yu kastederler... Bu şarkıyı büyükannem Elena'dan öğrendim.”

Verka Siderova’nın ailesinde nesilden nesle aktarılan bu şarkıyı ilk kez duyan Filip Kutev'in üzerinde derin bir etki bıraktı. Bu şarkı onun Devlet Halk Topluluğu'na ve önemli uluslararası sahnelere kapıları açtı. Kutev'in koro düzenlemesi, bu türün başyapıtlarından biridir.

Ancak Verka Siderova'nın solo yorumu ile Krasimir Kürkçiyski tarafından düzenlenmiş  “Lale misin, sümbül müsün” şarkısı Bulgaristan'ın en simgesel şarkılarından biri olmaya devam ediyor.

Çeviri: Ergül Bayraktar