Cuma öğleden sonra

Minberden akıl ve gönülleri aydınlatan cuma hutbesi

Cuma, 10 Nisan 2026, 14:00

Cuma öğleden sonra

FOTOĞRAF BTA

Yazı Boyutu

Arapçadan Türkçeye geçen bir ifade olan “hitabet”, etkili söz söyleme ve konuşma sanatı olarak ifade edilen, klasik retorik ilmi içerisinde değerlendiren bir ilimdir. Bu konuda Aristotel’in “Rhetorika” adlı eseri Müslümanlarca da “Kitâbü’l-hatâbe” olarak hitabet ilminin ilk ve önemli kaynaklarından biridir. Hitap eden kişiye hatip, hitap edilen kişiye muhatap, yapılan konuşmanın kendisine hitap veya hutbe denir. Hitabetin farklı çeşitleri vardır. Bunlar arasında dinî hitabetin özel bir yeri vardır ve tarih boyunca çok güçlü bir etkisi söz konusudur.

Dinî hitabetin ana konusu olan hutbe, “başta Cuma ve bayram namazları olmak üzere belirli ibadetlerin icrası esnasında irat edilen, genelde vaaz ve nasihati içeren konuşma” şekline tarif edilir. Hutbe dendiğinde Cuma ve bayram namazı sırasında minberden yapılan dinî konuşmalar ifade edilmekle beraber, nikâh öncesinde ve bazı dinî merasimler sırasında yapılan özlü nasihat konuşmalarına da umum olarak hutbe dendiği görülür.

Dinî hitabet kapsamında en önemli hutbe, Cuma namazının farzlarından biri olan dinî konuşmadır. Cuma namazının ayrılmaz bir unsuru olması hasebiyle hutbe ibadettir, bundan dolayı bazı dinî hükümlerin konusu olup Kur’an ve sünnete dayanarak fıkıh ilmi tarafından düzenlenir. Cuma namazlarında irticalen irat edilen ya da yazılı metin olarak okunan hutbe, Cuma namazı vaktiyle ilgili Allah’ın müminlere emri olan “zikrullah”ı, Allah’ı anmayı sağlarken, aynı zamanda toplumu bilinçlendiren bir eğitim ve irşat aracıdır. Bu açıdan bakıldığında, Hazreti Muhammed (s.a.s.)’in Medine dönemine ait bir uygulaması olan minberden hitap etmekle ümmetine yol gösterme biçimi olan hutbe, sahih ve tutarlı bilgilerle Müslümanların akıllarını, tesirli ve maharetle ortaya konan samimî düşüncelerle gönüllerine dokunan bir dinî uygulamadır.

Hutbenin temel amacı; insanlara dinî bilgileri öğretmek, ahlâkî değerleri güçlendirmek, toplumsal bilinç oluşturmak ve birlik-beraberliği sağlamaktır. Bu süreçte öğüt verici, kolaylaştırıcı ve umut aşılayıcı bir dil kullanılması esastır. Etkili bir hutbe; kısa, açık, anlaşılır ve samimî olmalı, Kur’ân ve hadislere dayanmalıdır.

Aynı zamanda hutbe dikkatle dinlenmeli, gereksiz konuşmalardan kaçınılmalıdır. Müslümanın hutbeyi namazın parçası olduğu bilinciyle dinlemesi önem arz etmektedir. Özellikle Hanefî mezhebi cemaatin hutbeyi dinlemesi konusunda son derece titiz davrandığı görülmektedir. Amin denebilecek ifadelerden sonra bile sesli olarak “amin” demeyi Hanefî uleması hoş görmemektedir. Zaten Peygamber Efendimiz de hutbe okunurken insanın yanındakine “sus!” bile dememesi gerektiğini ifade eden sözleri ve “çakıl taşları ile oynama” olarak zikredilen hutbe sırasındaki meşguliyeti kınamıştır. Bugün birilerinin “çakıl taşları” yerine telefonlarla oynaması da bu hassasiyet içerisinde değerlendirilmelidir.

Duruma göre birkaç kişi veya birkaç milyon kişiye hitap etme, mesaj ve öğüt verme, dolayısıyla tesir etme imkânı sağlayan Cuma hutbesi, günümüzde yalnızca dinî bir görev değil; toplumsal sorunlara ışık tutan, manevî bilinç oluşturan ve insanları iyiliğe yönlendirip kötülükten sakındıran önemli bir rehberlik ve etki aracıdır.

Ne mutlu kıymetini bilerek hatibin maharetli hitabıyla inci taneleri saçan hutbesine muhatap olanlara...

Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar