Haber
Besteci Pancho Vladigerov’a yakından bakış
Pancho Vladigerov Evi Müzesi’nin müdürü ile büyük bestecinin bıraktığı devasa miras üzerine
Perşembe 23 Nisan 2026 12:10
Perşembe, 23 Nisan 2026, 12:10
Панчо Владигеров отблизо - Къща музей "Панчо Владигеров" в София
FOTOĞRAF Facebook/vladigerov.org
Yazı Boyutu
Bulgaristan millî kültürüne paha biçilmez katkılar sağlamış olan 13 Mart 1899 doğumlu besteci Pancho Vladigerov’un eserleri, dünya klasik müziğinin başyapıtları ile kıyaslanabilecek düzeydedir.
Bulgaristan’da bu durum daha 1920’li yıllarda fark edilmiş, “Bulgar müziğinin patriği” kabul edilen efsane besteci Dobri Hristov, Vladigerov hakkında övgü dolu yazılar yayınlamış, onu “Bulgaristan’ın en yaratıcı müzisyenlerinden biri” olarak tanımlamıştır.
Pancho Vladigerov’u önde gelen Bulgar müzikolog Nadya Sotirova ile birlikte anıyoruz. Sotirova, aynı zamanda bestecinin vasiyeti üzerine 2005’te Sofya’nın Lozenets semtindeki Yakubitsa Caddesi’nde bulunan aile evinde kurulan Devlet Kültür Enstitüsü “Pancho Vladigerov Ev Müzesi”ni yirmi yılı aşkın bir süredir yöneten kişidir.
Nadya Sotirova
FOTOĞRAF BTA
“İlk başta beni en çok etkileyen şey Vladigerov’un bıraktığı mirasın devasa hacmiydi. Hayatı boyunca sadece büyük ölçekli ve yüksek sanatsal değere sahip müzik eserleri yaratmaya değil, kendini aynı zamanda gelecek nesillere zengin bir miras bırakmaya da adamıştı. Bu miras bir yandan onu olağanüstü bir şahsiyet ve sanatçı olarak tanıtırken, diğer yandan da bestecinin Avrupa’da ve dünya çapında gördüğü büyük saygıyı gözler önüne seriyor” diyen Sotirova, Vladigerov’un ikinci eşi Elka’yı yakından tanıma fırsatı bulduğu için minnettarolduğunu dile getiriyor. Elka, eşinin vefatından sonra onun da arzusunu yerine getirmek üzere, aile evlerinin müzeye dönüştürülmesi şartıyla mirastan kendisine kalan payı bağışlamıştır.
Pabcho Vladigerov evcil hayvanlarıyla
FOTOĞRAF Pancho Vladigerov Evi Müzesi
“Elka ileolan günlük iletişimim sayesinde, Vladigerov’u insanî yönüyle de tanıma imkanım odu. Meselâ iş dışında yapmayı sevdiği şeyleri. Aşırı derecede sıkı bir çalışma düzeninin olmasına ile beraber doğa yürüyüşleri yaptığı ve evcil hayvanlarla ilgilendiğini öğrendim. Bu faaliyetlerin adresi genellikle Sofya’daki evleri veya Lülin Dağı eteklerindeki küçük villâlarıydı. Alışverişe nadiren giderdi, hatta Elka, ekmeğin fiyatını dahi bilmediğini söylerdi. En sevdiği kahvenin ‘melanj’ olduğunu öğrendim. Elka’nın ev yapımı kek tariflerini hâlâ saklarım. Elka çok iyi bir ev hanımıydı. Vladigerov yaşça ondan çok daha büyük olmasına rağmen, kendisine duyduğu saygıdan dolayı ‘Anne’ diye hitap ederdi – bu aslında eski bir Bulgar geleneğidir.”
Nadya Sotirova, radyomuza konuşurken Elka ve Panço Vladigerov’un 19 yıllık evliliğini ilham verici ve ilgi çekici bir şekilde anlattı. Elka bestecinin sadece eşi değil, aynı zamanda sekreteri, menajeri ve şoförüydü. Evleri sık sık misafir ağırlardı. 1960’lar ve 70’lerde Sofya’ya gelen hemen her büyük müzisyen bu eve uğrardı.
Vladigerov ailesi
FOTOĞRAF Pancho Vladigerov Evi Müzesi
Bir iddiaya göre Müzik Akademisi ve "Bulgaristan" Müzük Salonu'ndan sonra en çok ünlüyü kendisine çeken üçüncü müzik merkezi “Yakubitsa” No.10, yani Vladigerov’un evi olmuştur. Burada Dmitri Shostakovich, Svyatoslav Richter, Leonid Kogan, David Oistrakh, Evgeni Svetlanov, Dinu Lipati, Emil Gilels, Emil Chakarov, Minchço Minchev, Raina Kabaivanska, Anna Tomova-Sintova gibi ünlüler ağırlanmıştı.
Vladigerov aynı zamanda büyük bir pedagogtu ve birçok önde gelen Bulgar bestecisini yetiştirdi. Konuğumuz konuyla ilgili şunları anlattı:
“Öğrencileri Georgi Kostov ve Milko Kolarov, onun hem disiplinli hem de şefkatli olduğunu anlatırdı. Memnun kalmadığında sadece “Görüşmek üzere” derdi; memnun kaldığında ise eşine “Anne, hadi bize birer çay demle de içelim” der ve bu çay sohbetleri akşamın geç saatlerine kadar sürerdi. Öğrencilerine âdeta babalık yapardı. İvan Drenikov bir söyleşisinde besteci hakkında “Beni evine buyur ederken sık sık aç olup olmadığımı sorar ve karınımı doyurmaya davet ederdi” der... Bir seferinde ise Milko Kolarov’a piyano satın alır.”
Milko Kolarov ile ders çalışması ardından çay içerken
FOTOĞRAF Pancho Vladigerov Evi Müzesi
Alman eğitimi almış olan Vladigerov, disiplin ve düzeni çok önemserdi. Bu sebepten dolayı müze için ardından bıraktığı arşivi de son derece düzenlidir.
Sohbetimizin diğer bir konusu da yaşadığı zorlu yıllar oldu. II. Dünya Savaşı patlak verdikten sonra Yahudi kökeninden dolayı kendisini tehdit altında hissetmiş olabilir. 1944 yılından sonra da Bulgaristan'da bambaşka bir siyasî rejim yönetimi devralmıştır. Herşeye rağmen kendisi daha sonra uluslararası alanda büyük saygınlık kazanmıştır.
Pencho ve Lyuben Vladigerov
FOTOĞRAF Pancho Vladigerov Evi Müzesi
“Her şeyden önce Vladigerov’un, babasının kaderiyle ilgili olayların getirdiği yükün altında kaldığını söylemem gerek. Hukukç ve savcı olan Haralan Vladigerov, kısa bir süre için Bükreş’teki büyükelçiliğimizde diplomat olarak görev almıştı. Siyasetle ilgilenen bir kişi olarak bir yıl boyunca milletvekilliği de yapmıştır. Bu nedenle, Stambolov’un rejiminden sonra Shumen’den Vidin’e sürgün edilmiştir. Orada bir şekilde kötü muameleye maruz kaldığını düşünüyoruz, çünkü hızla ilerleyen bir verem hastalığına yakalanıp 1908 yılında, 41 yaşında Vidin’de hayatını kaybetmiştir. O sırada çocukları henüz 9 yaşındaydı. Vladigerov’un annesi Eliza Pasternak-Vladigerova, oğullarıyla birlikte yalnız kaldı ve tek başına onların yetiştirilmesi ve eğitilmesinin sorumluluğunu üstlendi. Sanırım bu durum, Vladigerov’un siyasi hayattan ve mücadelelerden hayatı boyunca uzak durmasının başlıca nedenlerinden biri oldu”.
Pancho Vladigerov, piyanist İvan Drenikov (solda) ve kemancı Mincho Minchev ile birlikte
FOTOĞRAF Pancho Vladigerov Evi Müzesi
Besteci 1945-1946 yıllarında artık tüm Avrupa'da bilinmekte ve derin bir saygı ile karşılanmaktaydı. Berlin Üniversitesi’nin Mendelssohn Ödülü’nü iki kez kazandı, 1936-1942 yılları arasında Richard Strauss başkanlığındaki Uluslararası Besteciler Konseyi’nde Bulgaristan’ı temsil etti. Avrupa’nın neredeyse tüm ülkelerinde konserler verdi, 1944 öncesi ve hatta Demir Perde’ye rağmen 1944 yılından sonra birçok yabancı sahne onun için daimi konser verme alanına dönüştü.
1946’da “Halk Sanatçısı” unvanına layık görüldüğünde “Şimdiye kadar uluslararasıydım, artık ulusal da oldum” diyerek şöyle espri yapmıştı. Vladigerov, her zaman politikadan uzak durdu, hiçbir zaman herhangi bir mevki veya önemli koltuk peşinde olmadı, hayatında hırsa hiç yer vermedi. Tamamen sanatına ve öğrencilerine odaklandı. Büyük bir bestecilik okulu oluşturdu ve öğrencilerinin çoğu Bulgar müzik kültürünün önemli isimleri haline geldi. Böylelikle oluşturduğu kültürel mirası, yetiştirdiği yeni nesil bestecilerinin eserlerinde yaşamaya devam ediyor.
Haber:
Tsvetana Toncheva
Çeviri: Tanya Blagova
Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar