Cuma öğleden sonra

İslâm'ın Şiarlarından Biri: Kurban

Cuma, 15 Mayıs 2026, 14:00

Курбан, коч

Курбан, коч

FOTOĞRAF BTA

Yazı Boyutu

Din-i mübin-i İslâm'ın en bariz şiiarlarından (sembol/simge) biri olan kurban ibadeti, kulun Allah’a yaklaşma arzusu ve teslimiyetinin ifadesidir. Fıkhi mezhepler arasında kurban ibadetine en hassas ve bağlayıcı yaklaşımı sergileyen ise Hanefi mezhebidir. Zira kurban kesmek vacip bir ibadettir.

Hanefi fıkhını diğer mezheplerden ayıran en net çizgi, kurbanın hükmüdür. Şafii ve Maliki gibi mezhepler kurbanı "sünnet-i müekked" olarak görürken, Hanefiler kurban zorunlu olarak yapılması gereken vacip bir ibadetı olarak değerlendirmektedir. Bununla ilgili olarak Hanefiler, "Rabbin için namaz kıl ve kurban kes" (Kevser, 2) ayetindeki emri ve Hazreti Muhammed sallâllâhu aleyhi ve sellemin "İmkanı olup da kurban kesmeyen namazgahımıza/camilerimize yaklaşmasın" hadisini bağlayıcı birer delil kabul etmişlerdir.

Bu hükme göre, şartları taşıyan her Müslümanın kurban kesmesi dini bir zorunluluktur; mazeretsiz terk edilmesi günahtır. Söz konusu şartlar ise Hanefi mezhebine göre şunlardır:

Müslüman olmak, hür olmak, mukim olmak, yani İslâmî kriterlere göre yolcu hükmünde olmamaktır. Kurban malî bir ibadet olması sebebiyle nisap miktarı mala sahip olmak da gerekmektedir. Bu ise remel ihtiyaçları ve borçları dışında 80.18 gram altın veya bu değerde mala sahip olmak demektir ki, zenginlik vasfını taşımak anlamına gelmektedir. Ancak Hanefi mezhebinde zekattan farklı olarak, kurban nisabında malın üzerinden bir yıl geçmesi şartı yoktur. Kurban günlerinde bu zenginliğe ulaşan kişiye kesim vacip olur.

Hanefi fıkhına göre kurban ibadetinin rüknü, belirlenmiş günlerde usulüne uygun olarak kurbanlık hayvanın kan akitmaktır. İbadetin özü budur. Dolayısıyla kurban kesmek yerine parasını sadaka olarak vermek, kurban ibadetinin yerine geçmez

Hanefi mezhebinin kurbanı vacipp olarak kabul edip geniş kitlelere yayması, toplumsal dayanışmayı en üst seviyeye çıkarmaktadır.  Kurban etinin üç parçaya bölünerek; bir kısmının ev halkına, bir kısmının akraba ve komşulara, kalan kısmının ise yoksullara dağıtılması müstehaptır. Yılda bir kez de olsa her eve et girmesini sağlayan bu sistem, sınıflar arası ekonomik uçurumu ahlâkî bir köprüyle kapatır. Cimrilik duygusunu törpüler, toplumsal sevgiyi artırır.

Hanefi mezhebi, kurban şiarını sadece ferdî bir adanmışlık olarak bırakmaz; onu, toplumsal refahı ve adaleti hedefleyen bir ibadet hâline getirmiştir. Kul, akıttığı kurban kanı ile Allah'ın emrine mutlak teslimiyetini gösterirken, dağıttığı etle de insanlığa karşı olan sosyal sorumluluğunu yerine getirir.

Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar