TOPLUM

Haber

1989’daki “Mayıs protestoları” Komünist rejimin çöküşünü hızlandırdı

“Mayıs protestoları” zorla isim değiştirme kampanyasına karşı gerçekleştirilen en büyük sivil direniş oldu

Cumartesi, 30 Mayıs 2026, 07:20

 1989’daki “Mayıs protestoları” Komünist rejimin çöküşünü hızlandırdı

FOTOĞRAF BTA - arşiv

Yazı Boyutu

Bundan tam 37 yıl önce, 1989 yılının Mayıs ayında meydana gelen “Mayıs protestoları” tarihçiler tarafından zorla isim değiştirme kampanyasına karşı gerçekleştirilen en büyük sivil direniş ve asimilasyon uygulamasının başarısızlığının açık bir işareti olarak tanımlanmaktadır.

Bulgaristan’daki Türkler 1989 yılının Mayıs ayı boyunca Komünist rejimi tarafından uygulanan zorla isim değiştirme kampanyasına karşı büyük bir direniş gösterdi, rejim muhalifi olarak kurulan çeşitli insan hakları derneklerinde aktif bir rol oynadı ve Türk kimliği uğruna mücadele ettiler.Komünist rejiminin Türk nüfusuyla ilgili tutumunu değiştirmeye zorlayan bu direniş,rejimin çöküşünü hızlandırdı ve ülkenin demokrasiye geçişine katkı sağladı. Bu bağlamda günümüzde “Mayıs protestoları”na katılarak baskıcı bir rejimin karşısında durmak cesaretini gösteren kahraman direnişçiler, saygıyla, minnetle anılmaya devam ediyor.

Bağımsız İnsan Haklarını Koruma Derneğinin Türk Şubesi daha Mayıs ayının başlarında nöbetliaçlık grevinebladığını duyurarak önemli bir gelişmeye imza attı. Zira 1989 yılı öncesinde de açlık grevleri yapılmasına karşın, Mayıs 1989’de başlatılan açlık grevleri büyük bir yankı uyandırdı.

Bu açlık grevleriyle Belene Kampı’nda tutuklu bulunanların serbest bırakılması, ülkenin birçok yerindeki Türklere asimilasyon uygulamasını ve bu uygulamaya direnenlerin tutuklanmalarının protesto edilmesi ve Türkiye’ye göç edilmesine izin verilmesinin sağlanması amaçlandı. Türklerin yaptıkları açlık grevleri yabancı radyolar aracılığıyla tüm dünyaya duyurulunca asimilasyon uygulamaları nedeniyle uluslararası devletler nezdinde itibarı sarsılmış olan Bulgaristan üzerindeki baskı daha da arttı.

FOTOĞRAF BTA

Açlık grevleri kitlesel mitinglere dönüştü. 14 ve 15 Mayıs 1989 tarihlerinde Silistra ve Şumen’de çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu yüzlerce Türk barışçıl gösteriler düzenledi.

Açlık grevleri kitlesel mitinglere dönüştü. 14 ve 15 Mayıs 1989 tarihlerinde Silistra ve Şumen’de çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu yüzlerce Türk barışçıl gösteriler düzenledi.

19 Mayıs’ta Cebel şehrinde, 20 Mayıs’ta ise Şumen'in Pristoe köyünde büyük gösteriler yapıldı. Ay sonuna kadar protesto, Kaolinovo, Tırgovişte, Omurtag, Razgrad, Dulovo, İsperih, Dobriç olmak üzere Kuzeydoğu Bulgaristan'daki birçok yerleşim yerine yayıldı. Bu protestoların da ön saflarında genelde kadınlar yer aldı.

Açlık grevlerinin ve kitlesel protesto gösterilerinin yabancı radyolarda yayınlanması bu eylemlere katılanların sayısını daha da artırdı. Binlerce insan, mahrum bırakıldığı dini ve kültürel haklarının iadesini, isim değiştirme kampanyasına karşı çıkıp tutuklananların serbest bırakılmasını, baskının sona ermesini talep ederek sokaklara döküldü. Gösteriler bazı yerlerde isyana dönüştü ve güvenlik güçleri göz yaşartıcı gaz bombası, cop, itfaiye araçları,tanklar, zırhlı araçlar, plastik ve gerçek mermi kullandı.

FOTOĞRAF İvan Grigorov

Devlet Güvenliği (DS) birimine ait olan 22 Mayıs 1989 tarihli bir gizli belge yaşanan olaylara ışık tutmaktadır. Bu belgeye göre 20 Mayıs 1989'da Kaolinovo'daki protesto sırasında, bir kişi "kalp yetmezliğinden" hayatını kaybetmişti. Ertesi gün, 21 Mayıs'ta, Varna bölgesindeki Todor İkonomovo köyünde yaklaşık 2.000 kişinin katıldığı protestoda çıkan çatışmalarda, güvenlik güçleri protestoculardan iki kişiyi öldürdü, 20 kişiyi de yaraladı. Belgede, "bu taşkınlıkların önceden planlandığı ve Demokratik İnsan Hakları Koruma Ligi aktivistleri tarafından organize edildiği" belirtildi. Demokratik İnsan Hakları Koruma Ligi, 1988 sonbaharında siyasi tutuklu ve Belene Kampı mahkumu Sabri İskender'in fikriyle, Mustafa Ömer ve Ali Ormanlı’nın da iştirakıyla kurulmuştu. Sabri İskender, Mayıs protestoları başlamasından bir gün önce Bulgaristan'dan sınır dışı edildi. Ancak gerilimtırmanmaya devam etti.

23 Mayıs Ezerçe köyünde (Razgrad bölgesi), 24 Mayıs  Dyankovo köyünde (Razgrad bölgesi) ve 27 Mayıs’ta Medovets köyünde (Varna bölgesi) meydana gelen çatışmalarda 6 kişi öldürüldü ve yüzlerce kişi yaralandı.

Neticede Komünist rejimi Mayıs 1989’da meydana gelen barışçıl gösteriler sırasında şiddet kullanarak, Türk kökenli Bulgaristan vatandaşlarının beklenmedik direnişini bastırmayı başardı. Bununla beraber açlık grevlerin, barışçıl kitlesel gösterilerin, kolluk kuvvetleri ve özel birliklerle çatışmaların, yaralanan ve ölenlerin olması, durumun Devlet Güvenliği'nin kontrolünden çıktığına işaret etti.

“Mayıs protestoları” nın acımasızca bastırıldığı sırada, yüzlerce Türk protestocu ve ardından da bazı Bulgar olan muhalifler hızla Avusturya’ya sınır dışı edildi.

FOTOĞRAF Behic Gunalan

Bulgaristan Parlamentosu tarafından 10 Mayıs’ta Pasaport Yasası’nda yapılan değişiklikle dış ülkelere seyahatin serbest bırakılması ve isteyenlerin serbestçe pasaport alabilmeleri olanağı bu eylemi kolaylaştırdı. 31 Mayıs 1989’a kadar Bulgaristan’ın zorunlu pasaport vererek sınır dışı ettiği 450 kişi Türkiye’ye giriş yaptı.

Bu arada Bulgaristan Halk Cumhuriyeti Devlet Konseyi Başkanı Todor Jivkov’un daha önce 100-150.000 kişiyi Türkiye'ye göç ettirmek önerisi yeniden gündeme getirildi. Ancak bunun bir göç anlaşması çerçevesinde değil, serbest dolaşım hakkına istinaden yapılabileceğine dair karar alındı.

Bu bağlamda Jivkov 29 Mayıs 1989'da ulusal televizyon ve radyoda yaptığı konuşmada, Türkiye'yi “orada kalmak ve yaşamak isteyen Bulgaristan’daki tüm Müslümanlara sınırlarını açmaya çağırdı.

FOTOĞRAF Behic Gunalan

Türkiye Cumhuriyeti BaşbakanıTurgut Özal, 30 Mayıs1989’da Jivkov’un “sınırları açın” önerisi üzerine Sofya’ya bir göç anlaşması çağrısı yaptı. Ancak böyle bir anlaşma yapılamadı ve bu Komünist rejimi tarafından büyük bir siyasi başarı olarak değerlendirildi. 30 Mayıs - 20 Ağustos 1989 tarihleri arasında yaklaşık 321.800 Türk ve Müslüman vatanları olan Bulgaristan’ı terk etmek zorunda kalarak Türkiye’ye göç etti. Bu zorunlu göç ironik bir şekilde “Büyük Seyahat” olarak tarih sayfalarına geçtiyse de Türkiye sınırına doğru uzanan insan, otomobil ve kamyon konvoyları rejimin çöküşünün sembolü haline geldi.

FOTOĞRAF BTA

“Mayıs protestoları” ise her yıl Mayıs ayında düzenlenen çeşitli etkinliklerle anılmaya devam ediyor ve şehitlerin hatırası canlı tutulmaya çalışılıyor.

Mogilyane köyünde anma anıtı.

FOTOĞRAF dw.com

Şumen'in Pristoe köyünde "Mayıs olayları" anısına dikilen anıt.

FOTOĞRAF BNR- Şumen