Değişen dünyamız ve hızla gelişen teknolojiler, yeni neslin bu değişime hızla adapte olmasını sağlayan bilgi, beceri ve yetkinlikleri kazandıracak bir eğitim yaklaşımı gerektiriyor. Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematiğe dayanan STEM eğitimi, problemleri çözme yoluyla öğrenmeyi teşvik ederek gençlerin içsel potansiyelini keşfetmelerine katkı sağlayan modern yöntemlerden biridir.
Bulgaristan Radyosu’na demeç veren Sofya Teknik Üniversitesi'nden Doç. Dr. Dimitar Nikolov şöyle konuştu:
Doç. Dr. Dimitar Nikolov
FOTOĞRAF tu-sofia.bg
“STEM eğitimi veren okullar, aslında çocukların sahip oldukları potansiyeli şekillendiriyor. Programlama, bilgisayar bilimleri, siber güvenlik ve mikroelektronik alanlarında teorik bilgilerin uygulama ve ürüne dönüştürülmesine olanak sağlanmasıyla bu potansiyeli geliştirme imkanı vermeliyiz. Böyle bir kurumun temsilcisi olarak üniversitemizin müfredatına göre, öğrencilerin teoriyi pratiğe dönüştürmelerini gerektiren “Elektronik Sistemler” Teknoloji Okulu'nda ders veriyorum."
Doç. Dr. Dimitar Nikolov, okulun her yıl düzenlediği hackathon'u örnek olarak gösterdi. Bu etkinlikte takımlar, fikirden nihai çözüme kadar her şeyi hazırlamalı ve bunu hayata geçirmelidir. Geçen yıl kazanan takım, bilgisayar görüşü sayesinde yol üzerindeki engelleri fark eden ve görme sorunu olan kullanıcıyı uyaran akıllı bir baston geliştirdi. Doç. Dr. Dimitar Nikolov, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yenilikler artık uzak gelecekte bir şey değil. Yeni teknolojiler her gün ve her anda hayatımızı ve tüm sektörleri değiştiriyor. Çocuklarımıza bu teknolojileri sadece kullanmayı değil, aynı zamanda yaratmayı da mümkün olduğunca erken öğretmeliyiz. STEM eğitiminin amacı, onların sorunları kendileri çözmelerine yardımcı olmak ve alışık olmadıkları bir durumla karşılaştıklarında nasıl yaklaşacaklarını bilmelerini sağlamaktır. Bu çok önemli bir beceridir ve bana göre okulların aktarması gereken en önemli derslerden biridir.”
Önümüzdeki on yıl boyunca teknolojik gelişimi şekillendirecek sektörler arasında yapay zeka, elektronik, robotik, otomasyon, siber güvenlik ve biyoteknoloji yer alıyor. Dimitar Nikolov şöyle devam etti:
“Bulgaristan, son derece gelişmiş bir IT altyapısına ve sektörüne sahip ve kişi başına düşen IT uzmanı sayısı açısından Avrupa’nın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. Ayrıca robotik, mekanik ve elektronik alanlarında güçlü geleneğimiz var ve bu alanlarda önemli bir büyüme potansiyeline sahibiz. Bizim gibi kurumlar endüstri ile yakın işbirliği içinde çalışmakta ve projeler yürütmektedir. Örneğin, mikroelektronik alanında gelecekteki uzmanları yetiştirmeyi amaçlayan bir AB girişimi olan CHIPS of Europe, mikroelektronik teknolojilerin stretejik önemini ve gelişimini vurgulalamaktadır. Bu alana daha fazla genci çekmek önemlidir, çünkü Avrupa Komisyonu’na göre önümüzdeki dört yıl içinde 300.000 uzman açığı yaşanacaktır. Bu alanda ilerleme sağlanmadan robotik, siber güvenlik veya yapay zeka alanlarında ilerleme kaydedemeyiz.”
Nikolov’a göre, Bulgaristan son yıllarda eğitim ve bilime önemli kaynaklar ayırırken, kurumlar da öğrencilere gelecekteki kariyer yolları konusunda daha iyi yol göstercicilik sunuyor. Nikolov, üstün başarı merkezlerinin, ulusal bir STEM merkezinin, yetkinlik merkezlerinin ve doktora destek programlarının oluşturulmasını olumlu gelişmeler olarak gösterdi. Doç. Dr. Dimitar Nikolov devamla şunları belirtti:
FOTOĞRAF "Elektronik sistemleri" Tekonoloji Okulu
“Katma değerli bir ekonomiye geçiş yapmamız gerekiyor. Bunu gerçekleştirmek için bilim ve teknolojide üstün kapasiteye sahip olmak gerekir. Ülkenin uzun vadeli refahı için yeteneklerin geliştirilmesi en önemli zorluklardan biridir ve bu doğrultuda gerekli altyapıyı, teknolojik ve mali desteğin sağlanması için büyük çabalar sarf ediliyor. Elbette her şey mükemmel değil, ancak genel olarak birbirini izleyen hükümetlerin izlediği politikalar, gençlere kilit alanlarda gelişmeleri için olanaklar sunmayı amaçlıyor.”
Eğitimden başarılı kariyerlere geçiş sorunsuz mu gerçekleşiyor ve iş dünyası mezunlara açık mı?
Doç. Dr. Dimitar Nikolov bu soruya cevap verirken şöyle konuştu: “Bu, uzun yıllardır süregelen bir sorundur ve şu anda bile mühendislik mezunlarının yüzde 30 ila 40’ı kendi alanlarında çalışmamaktadır. Aynı zamanda, endüstri de bu sürece daha etkin katılmaya başladı ve geçişi daha sorunsuz hale getirmek için çalışıyor. Ancak asıl geçiş, mezuniyetten sonra başlamıyor. Okulda ve üniversitede başlıyor. Gençlerin kendilerine sunulan fırsatları ve kariyer yollarını anlayabilmeleri için iş dünyasının bu ortamlarda yer alması gerekiyor.”
Çeviriri: Ergül Bayraktar