Haber
Kıbrıs’ta bulunan Akaki Grove çiftliğinde
Kesime gitmekten kurtarılan tavuklar gıda atıkları problemine çözüm getiriyor
Serbest dolaşan tavuklar, doğal gübre sağlamanın yanı sıra zeytin sineği larvalarını yiyerek zararlılarla mücadeleye katkı sağlıyor
Pazartesi 22 Haziran 2026 06:05
Pazartesi, 22 Haziran 2026, 06:05
FOTOĞRAF BNR
Yazı Boyutu
Serbest dolaşan tavuklar, doğal gübre sağlamanın yanı sıra, zeytin ağaçlarına ciddi zarar veren zeytin sineği (dakos) larvalarını yiyerek bu zararlı ile yürütülen mücadeleye de katkıda bulunuyor
Kıbrıs başkenti Lefkoşa’ya yakın, Troodos dağının eteklerinde yer alan Akaki (Akaça) köyündeki Akaki Grove çiftliğinde çok büyük ve çetrefilli olan gıda atıklatı yönetimi problemine basit bir fikirle çözüm getirildi.
Elena Hristoforu, BNR’ye konuşurken şunları anlattı:
Elena Hristoforu
FOTOĞRAF BNR
“Gıda atıklarının yönetimi, Avrupa Birliği ve Kıbrıs’ta en büyük problemlerden biridir. Tonlarca gıda atıyoruz. Kıbrıs’ta sanırım kişi başına yıllık 300 kilogram kadar gıda atığı düşer. Bir süre Büyük Britanya’da yaşadığım için oradaki miktarla karşılaştırma yapacağım. Orada kişi başına 70 kilogram düşüyor. Bunun adı israftır!”
Okullar, işletmeler ve hanelerden toplanılan gıda atıkları, kesime gönderilmekten kurtarılan 100’den çok yaşlı yumurta tavuğunun beslenmesinde değerlendiriliyor. Yumurtlama dönemlerini tamamlayıp “emekliye ayrılan” tavuklar, bahçede doğal yoldan toprağı gübreliyor, zararlılarla mücadeleye ve tarımsal ekosistemin iyileşmesine katkı sağlıyorlar.
Elena Hristoforu’ya ait olan sertifikalı organik zeytin ve portakal bahçesinde bundan 2 yıldan uzun zaman önce uygulanmaya başlayan “Kot-kot” inovatif döngüsel ekonomi inisyatifi kapsamında gıda atıkları ve sera gazı emisyonlarını azaltırken çevresel sürdürülebilirliği teşvik eden pratik bir model uygulanmaktadır.
Serbest dolaşan tavuklar, doğal gübre sağlamanın yanı sıra, zeytin ağaçlarına ciddi zarar veren zeytin sineği (dakos) larvalarını yiyerek bu zararlı ile yürütülen mücadeleye de katkıda bulunuyor.
FOTOĞRAF BNR
“Çocuklarımızın okuduğu okulda Veliile Vasiler Kurulu üyesiyim. Platformdan çocuklara biyolojik tarım, zeytin yetiştiriciliği ve zeytinyağının Kıbrıs için taşıdığı önem konusunda bilgi edindirmek için de faydalanmaya çalışıyoruz”, diyen Elena, gıda atıkları yönetim inisyatifi ve çocuk ile gençlere çevre duyarlılığı kazandırılması amacı ile önce okulların çeşitli köşelerine, şimdi ise yemekhanelerde “Kot-kot” atık konteynerlerinin yerleştirildiğini anlattı.
“Bu işin eğitim boyutu benim için gerçekten mühim. Çocukların bu tür örnekleri görmeleri belirleyici önem taşıyor.
Elena Hristoforu, 80 dönümlük arazide zeytin ve portakal yetiştiriciliği yaptığı ve 100’den çok tavuğu serbestçe gezdirdiği “Akaki Groove” çiftliği ile ilgili huzurevi bezetmesini yaptı ve dolaşan tavukların bıraktığı ayak izleri ve uçuşan tüylerin her şeye daha sağlıklı ve iç açan bir görünüm kazandırdığını paylaştı. “Güneş batımında burada olursanız, bazılarının uçup ağaçlara konduğunu görürsünüz. Eskiden akşamları kümese toplanan tavuklar, şimdi ağaçların dallarını tercih etmeye başladı” diyen çiftlik sahibi, şöyle devam etti:
"Kot-kot" gıda atıkları konteyneri
FOTOĞRAF BNR
“Tavuklar burada çok rahat. Toprağı gagalayıp eşeliyorlar. Dışkıları ise organik gübre niteliği taşıyor. Ayrıca zararlıları yiyip yokediyorlar. Dikkatimizi çeken gerçekten ilginç bir şey var – tavukların daha çok olduğu yerlerde zeytinlerin tadı da sanki biraz farklı oldu. Bu kişisel bir algıdır sadece, fakat bilimsel araştırma yolu ile tavuk varlığının zeytinyağı özelliklerine nasıl yansıdığının saptanması ilginç olur. Kesin olan bir şey varsa, o da zararlıların azaldığıdır.”
Agronom olmadığını ve tarım işlerini tarlada öğrendiğini anlatan Elena, önce coğrafya bölümünden mezun olduğunu, sonra ise antropoloji ile psikoloji diplomalarını aldığını paylaştı.
“Çiftliğe tavukların bırakılması projesi sayesinde faydalı böceklerin büyük ölçüde arttığını izliyor ve belgelendiriyoruz” diyen çiftçi, şöyle devam etti.
“Çok sayıda örümceğin olması çok güzel, zira bu sayede dünya çapında narenciye üretimi için en tehlikeli zararlı kabul edilen küçük bir böcek türü olan Asya turunçgil psillidinin sayısında azalma gözlemliyoruz. Bunu bir gün bilimsel olarak belgeleyebilmek gerçekten çok ilginç olur. Üniversite veya doktora öğrencisi ya da bilim insanı olan birinin gelip: “Evet, bu araştırmayı yapacağım!” demesi harika olur. ”
FOTOĞRAF BNR
Coğrafya, antropoloji ve psikoloji mezunu olan bir kişi, nasıl oldu da çiftçiliğe soyundu? Bu soru üzerine her zaman çevre ve sürdürülebilir kalkınma konularına ilgi duymuş olduğunu belirten Elena, şunları anlattı:
“Döndüğümde zeytin ve portakal bahçesinin beni hâlâ cezbettiğini hissetim ve onu organik üretim yapılan bir yere dönüştürmek istedim. Açıkçası, sağlıklı yaşam ve vücutlarımıza ne veriyoruz, çevreye ne bırakıyoruz konusu ile yakından ilgileniyorum. Doğaya karşı duyduğum içten sevgi ve kendimi iyi hissetme isteği dışında bundan 20 yıl önce anne ve babamı kanserden dolayı kaybettikten sonra yediklerimizin içinde ne var, yediklerimiz ne ile ilaçlanıyor düşüncesinin aklımı meşgul etmeye başlaması da bunda etkili oldu. Bununla birlikte zeytinyağı ve polifenollerin sağlığa olan faydalarını da çok merak ettiğim için her şeyin beni çiftçiliğe yönlendirdiğini söylemek mümkün.”
Çiftliğin üzerinde bulunduğu arazi, Elena’ya ailesinden, çiftçilik yapmamış olmakla birlikte yeşilliğe düşkün olan dedesinden miras kalmıştır. Geçen yıl 2 ton zeytinyağı ve 20 ton kadar zeytin üreten kadın, portakal üretiminde büyük düşüş olduğundan bahsetti.
FOTOĞRAF BNR
“Portakal ağacı, zeytin ağacına göre 5-8 kat fazla su istiyor. Karbondioksit emen ve kuraklığa son derece dayanıklı olan zeytin ağaçlarımız var. Kıbrıs’ta çok daha fazla su ve bakım gerektiren portakal ağaçlarından para kazanmak çok zor. Aslında biz bu işten kar değil, zarar ediyoruz. Dolayısıyla şu an AB programlarını yürüten makamların izni ile portakalları kaldırıyorum. Narenciye yetiştiriciliği zor iştir, özellikle burada. Bu bölgede bu kadar bol miktarda su bulunmuyor. Kıbrıs’ta suyumuz gittikçe azalıyor” diyenElena, reçel yapmak için birkaç portakal ağacını koruyacağını anlattı.
Halihazırda küçük çapta mikro üretim yapılan “Akaki Groove” çiftliğinin mahsulleri, Kıbrıs’ın dışına ihraç edilmiyor.
FOTOĞRAF BNR
“Gelecekte ihracat yapmayı da denemek isteriz. Bu yılda şişe içinde zeytinyağı üretmeye başladık. Daha önce yıllık zeytinyağı miktarını toptan alan müşterilerim olduğu için teneke kutular içinde satış yapardık. Şimdi ise şişe içinde zeytinyağına talep olduğu için farklı mağazalara tedarik yapıyoruz.”
Bu haber Avrupa Komisyonu “Tarım ve Kırsal Kalkınma” Genel Müdürlüğünün desteği ile Kıbrıs’ta organik tarım alanında sağlanan başarılar ve mevcut zorluklara ilkişkin gazetecilere yönelik düzenlenen bilgilendirme turu kapsamında hazırlanmıştır.
Kaynak: BNR Horizont Programı
Röportaj: Merim Tenev
Çeviri: Tanya Blagova
Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar