Yazar
Vedat Ahmet
Cuma 3 Temmuz 2026 14:00
Cuma, 3 Temmuz 2026, 14:00
FOTOĞRAF islamveihsan.com
Yazı Boyutu
Hat olarak yazılıp levhalar hâline getirilerek ticarî yerler başta olmak üzere farklı mekânları süsleyen “er-rızku alâllah” ifadesi, “rızık Allah’tandır” anlamına gelen derin mânâlar taşıyanbir vecizedir. Aslında Kur’ânî bir ifade olduğunu söyleyebiliriz, zira Hud suresinin 6. ayetinin farklı şekilde söylenişinden ibarettir. Zira Cenâb-ı Allah şöyle buyurmuştur: “Yeryüzünde kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’ın üzerine olmasın. Allah onların hâlen bulunduğu yeri de emanet olarak konulacağı yeri de bilir; hepsi apaçık kitapta vardır.”
Bu söz, İslâm’ın rızık anlayışını en güzel şekilde özetleyen ifadelerden biridir. Yüce Allah’ın, esmâ-i hüsnâ olarak adlandırılan en güzel isimlerinden biri er-Rezzâk, yani rızkı bol verendir. O, yeryüzündeki bütün canlıların rızkını takdir edip taksim etmiştir. Takdir ettiği rızkı yaratmış, yaratıyor ve yaratmaktadır, dolayısıyla ihtiyaçlarını karşılayacak nimetleri insanlara ve diğer canlılara sunmaktadır. Bu sebeple Müslüman, rızkı yaratanın ve gerçek rızık vericinin Allah olduğuna inanır, O’na güvenir. Ama aynı zamanda rızka ulaşmak için sebeplere başvurarak takdir edilen rızkı için çaba sarf eder.
İslâm dinine göre rızık yalnızca para veya mal demek değildir. Sağlık,
aile, ilim, huzur, zaman ve sahip olduğumuz bütün nimetler de birer rızıktır.
İnsan, bu nimetlerin Allah’ın lütfu olduğunu bilip her zaman şükretmelidir.
Şükreden kimsenin nimetlerinin artacağı Kur’ân-ı Kerim’de bildirilmiştir.
“er-Rızku alallah” (Rızık Allah’tandır)
FOTOĞRAF tuhfesanat
Allah’ın rızık vermesi, insanın çalışmadan beklemesi anlamına gelmemektedir. İslâm, tembelliği değil; çalışmayı, üretmeyi ve alın teriyle helâl kazanç elde etmeyi teşvik etmektedir. Alnının teriyle kazanacağı şeyden daha değerli bir kazanç olmadığını Peygamber Efendimiz bildirmiştir. İnsan üzerine düşen görevi yerine getirmeli, dürüstçe ve helâl yollardan rızkını aramalıdır. Elinden gelen gayreti gösterdikten sonra ise sonucu Allah’a bırakmalı ve O’na tevekkül etmelidir. Çünkü Allah, çalışanın emeğini karşılıksız bırakmaz ve dilediğine dilediği kadar rızık verir.
Rızkın Allah’ın takdir ve taksimi ile olduğuna inanmak, doğru bir kader ve kısmet anlayışına ve felsefesine sahip olmak, insanı aşırı geçim kaygısından ve umutsuzluktan uzaklaştırmaktadır. Kişi, rızkın Allah’ın takdirinde olduğunu bildiği için zorluklar karşısında sabırlı olur, bolluk zamanlarında ise kibirlenmeyip şükreder. Böylece hem dünya hayatında huzur bulur hem de manevî olarak güçlenir.
Müslümanın rızık konusunda Allah’a güvenmesi, helâl kazanç için çalışması, nimetlere şükretmesi ve her durumda tevekkül sahibi olması çok önemli bir hayat felsefesidir. İslâmî ilkelere dayalı bu anlayış, insanın hem ahlâkî hem de manevî hayatını güzelleştirir, huzur sebebi olur ve hayatını huzur içerisinde geçirmesine sebep olur.
Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar