Küresel çapta izlenen hayat boyu öğrenme eğiliminde geride kalıyoruz

Pazartesi, 6 Temmuz 2026, 06:25

Küresel çapta izlenen hayat boyu öğrenme eğiliminde geride kalıyoruz

FOTOĞRAF Pixabay

Yazı Boyutu

Üniversiteyi bitirenlerin yüksek okulda edinilen bilgilerle iş pişyasasında emekliliğe kadar rekabet gücüne sahip olacakları algısı, tarihe karışıyor. Yeni mesleklerin ortaya çıkması, mevcut olanların ise değişmesi, teknolojilerin gelişmesi ile birlikte, kendimizi sürekli geliştirme gerekliliğini getiriyor. Aksi taktirde bizden daha donanımlı olan biri, yerimize geçerek tekdüze iş hayatımıza, rutin, rahat ve yanılgılarımıza son verecek.

Bulgaristan vatandaşlarının sadece yüzde 21’i, ömür boyu eğitim alıyorlar. Bu durumun sebebi kursların yokluğu değil, motivasyon eksikliğidir. Bizde yüksek eğitim diploması, son varış noktası olarak görülmektedir. Estonya, Danimarka, Finlanda ve Lüksemburg gibi ülkelerde ömür boyu eğitim almak ve sürekli yeni kalifiye edinmek köklü bir gelenek olurken ülkemizdeki durumla ilgili yapılan tespitler, kulağa mahkümiyet gibi gelmektedir.

Magdalena Dimitrova

FOTOĞRAF Kostadin Krastev

Bundan kısa süre önce uzmanların katılımı ile gerçekleşen eğitim forumunu dğzenleyen “Svetlina” grubu yöneticisi Magdalena Dimitrova, radyomuza konuşurken şunları söyledi:

" Ebeveynlerin çocuklarını yüksek eğitime kadar okutmaları kültürü yaygın, ancak daha sonra öğrencilerin motivasyonu kaybolur. Bundan sonra tüm sanayilerde değişiklikler yaşanacağı için, rekabet gücünü korumak isteyenler, ömür boyunca eğitim almak ve küresel değişikliğe adapte olmak zorunda kalacaklar.”

Ömür boyu eğitim eğiliminin dışında kalmamızın ekonomik nedenleri de olduğunu belirten Magdalena Dimitrova, işverenlerin diplomadan çok deneyime önem verdikleri IT sektörüne işaret etti. Sözlerine göre diğer bir neden ise ilkokuldan üniversiteye kadar devam eden eğitim formatı olmaktadır.

FOTOĞRAF Pixabay

" Bulgaristan’da eğitim rekabete dayalıdır. Başarısızlık korkusunun öğrencilerde yarattığı stres, geçen her yıl artarken okumanın verdiği iç motivasyon azalarak eğitim döneminin sonunda tamamen tükenmiş oluyor. İkinci sıfıfta olan öğrenciler, eğitim sürecinden soğuyor, okula gitmek konusunda isteksiz oluyorlar, sözlü sınavlar nedeni ile biriken strese karşı fiziksel düzeyde tepki vererek sağlık problemleri yaşıyorlar. Oysa sürdürülebilir eğitim ortamının yaratılması ve öğrencideki merağın teşvik edilmesive hem veliler, hem öğretmenler tarafından uygulanan böylesine büyük baskı ve yükün olmaması gerekir”.

Konunun diğer bir boyutu da öğretmenlik mesleği ile ilgilidir. Gittikçe çok kişi, ikinci karyer olarak hocalığı seçiyorlar. Bunun aslında olumlu bir eğilim olduğunu belirten Dimitrova, bazılarının eğitim sisteminde sadece birkaç yıl kaldıklarına da dikkat çekti.

“Gittikçe çok insanın bu mesleğe açılmalarını ümit ediyorum, çünkü öğrenciler, bir disiplinle ilgili sırf teorik bilgileri değil, tecrübesi de bulunan uzmanlara muhtaçtır. Bu uzmanlar, kişisel deneyimini paylaştıkça bilgi öğrenme hızı ve motivasyon artar” dedi eğitim uzmanı.

FOTOĞRAF Pexels

Peki, mesleklerin birkaç yılda bir değiştiği, yapay zekanın ise ofislere, medyaya, bankacılık, idare ve eğitime girdiği bir dünyaya nasıl entegre olabiliriz?

" Gerçekten son derece hızlı tempolarla değişen yapay zeka, bütün endüstrileri kökten değiştirecek. Yapay zekâ, grafik tasarım ve animasyon, pazarlama, finans ve hatta hukuk gibi alanlara şimdiden ciddi şekilde girmiş durumda. Bu alanlarda giriş seviyesindeki (junior) pozisyonların görevleri yapay zekâ tarafından rahatlıkla üstlenilebiliyor. Ve insanlar bunun bilincine vardıklarında korku ile değil, özgüven, iyimserlik ve yaşam boyu eğitimle yaklaşmalıdır” diyen Magdalena Dimitrova, son Dünya Ekonomi Forumu sırasında açıklanan verilere atıfta bulunarak, 2030 yılına kadar 72 iş yerinin yapay zeka tarafından tasfiye edileceğini, fakat diğer 170 milyon iş yerinin ortaya çıkacağını ileri sürdü.

 Forumda varılan diğer bir sonuca göresonuç ise halen sahip olduğumuz becerilerin tamamen yenileri ile değişeceği ve önümüzdeki 5 ya da 10 yıla kadar diplomanın değerini kaybedeceğini gösteriyor.

FOTOĞRAF Pixabay

Değişim eğrisi her ne kadar sarp olsa da ayak uydurmaya hazır olmamız gerekir” dedi Dimitrova.

Küresel değişiklikler hızlı olsa da Bulgaristan’da yaşam boyu eğitim ile ilgili durum tuhaf derecede sakin görünüyor. Ayrıca birçok insan, bu hayatlarını değiştirmeyeceği için mükemmeliyetleşmekte bir anlam görmediklerini paylaşıyorlar.

FOTOĞRAF Varna Ekonomi Üniversitesi

" Sırf tuhaf derecede değil, letarji andıran derecede sakiniz. Gençlerin çok büyük bir bölümü için her şey diploma sahibi olmakla biter. Yüksek eğitimini tamamlayan Gen Z’ler, iş piyasasına katılıp deneyim edinmek gibi bir arzu duymamaktadır. Bunun nedenlerinden biri, eğitim sisteminin baskısıdır, çünkü onlar en erken çocukluk yaşlarından itibaren son derece yoğun eğitim programları uygulanan ilk kuşaktır. Onların oyun oynayacak zamanı hiç olmadı. Sabah saat 08.00’de derslere başlayıp gün boyunca okulda kalan, sonrasında ise  derslere giden ve sonra evde saat 22:00 – 23:00’e kadar ev ödevi yapan bir kuşaktan söz ediyoruz. Sonuç ortadadır. “Beni rahat bırakın!” diyorlar. Çoğu hâlâ aileleri ile birlikte oturuyorlar, yani bu davranışları ailedeki ortamla destekleniyor.”

FOTOĞRAF Pexels

Magdalena Dimitrova yine de umudunu yitirmiyor. “Z kuşağı isyancı olduğu için onlar değişikliği arayacak. Umarım küçük bir mola verdikten sonra yeni güçle ve gençliğin enerjisi ile geri dönecekler. Ayrıca yaşanacak değişiklikler o denli yoğun olacak ki, hızla önlem almamız kaçınılmaz olacaktır”.

 

Haber: Diana Tsankova

Çeviri: Tanya Blagova

Haber üzerinde çalışanlar: Tanya Blagova