Yazar
Vedat Ahmet
Haber
Cuma öğleden sonra
İslâm’ın İnsana Sunduğu Bir Âb-ı Hayat: Recâ
Cuma 14 Ağustos 2026 14:00
Cuma, 14 Ağustos 2026, 14:00
FOTOĞRAF Pexels
Yazı Boyutu
İnsan, hayat yolculuğunda zaman zaman hata yapabilir, günaha düşebilir veya çeşitli sıkıntılarla karşılaşabilir. İşte böyle anlarda mümini ayakta tutan en büyük manevî güçlerden biri recâ, yani Allah’ın rahmetini ve mağfiretini ümit etmektir. Recâ, kulun Rabbinin sonsuz merhametine güvenerek O’ndan hayır beklemesi, fakat bunu gayret ve kulluk sorumluluğuyla birlikte yaşamasıdır.
Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de, “Ey kendilerine zulmeden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.” (Zümer, 39/53) buyurarak kullarına rahmet kapısının daima açık olduğunu müjdelemektedir. Bu ilâhî çağrı, günah ne kadar büyük olursa olsun, samimî bir tövbe ile Allah’a yönelen herkes için umut ışığıdır. Hani Hazreti Mevlânâ, “Ümitsizlik diyarına gitme, ümitler var. Karanlığa varma, güneşler var.” Der ve bunun yoluna şu sözleriyle işaret eder: “Gönül, seni, gönül ehlinin diyarına; ten, seni su ve çamur hapsine çeker. Âgâh ol, bir gönüldeşten gönül gıdasını al, onunla gönlünü gıdalandır. Yürü, ikbali bir ikbal sahibinden öğren!”
Hazreti Muhammed (s.a.s.) de mümini Allah hakkında daima hüsnüzan beslemeye teşvik etmiş, “Ben kulumun benim hakkımdaki zannı üzereyim.” kudsî hadisiyle Rabbimize güvenmenin önemini, O’na karşı ümitvar olmamız gerektiğini haber vermiştir. Ancak bu güven, çalışmadan beklemek veya günahlara devam ederek affedilmeyi ummak değildir. Gerçek recâ; ibadet, tövbe ve salih amellerle birlikte Allah'ın rahmetine sığınmaktır.
İslâm büyükleri de bu dengeyi hayatlarında en güzel şekilde yaşamışlardır. Hz. Ebû Bekir, Allah’ın rahmetini amellerinden daha geniş görmüş ve güzel iler yaparak umudunu Allah’a bağlamıştır. Hz. Ömer ise korku ile ümidi birlikte taşımanın müminin en önemli vasfı olduğunu ifade etmiştir. Hasan-ı Basrî’nin belirttiği gibi, günaha devam edip sadece affedilmeyi beklemek recâ değil, aldanıştır.
İnsana can veren çok güçlü bir kaynak ve Yüce Allah ile yakınlaştıran sağlam bir bağ olan ümidin diğeri adı recâ, mümini hayata bağlayan, tövbeye yönelten ve ibadet şevkini artıran tükenmez bir manevî kaynaktır. Allah'ın rahmetine güvenmek, hiçbir zaman sorumluluklardan kaçmak anlamına gelmez. Gerçek mümin; Rabbinin azabından sakınırken rahmetinden de asla ümidini kesmez. Çünkü kulluğun kemali, havf ile recâyı dengeli bir şekilde yaşayabilmektir.
Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar