Haber
Şumen’in Maraş köyünde sebze yetiştiriciliği yapan Kalina Dimitrova yerli üretime şuphe ile bakanları çiftliğe davet etti
Memleket toprağının nimeti olan mahsullerin kıymetini bilelim
Pazartesi 17 Ağustos 2026 08:15
Pazartesi, 17 Ağustos 2026, 08:15
Kalina Dimitrova
FOTOĞRAF özel arşiv
Yazı Boyutu
Yerli üretim sık sık dikkatimizin dışında, arkasında duran emek ise görünmez kalıyor. Fiyatlar artmaya, ithal mallar ise piyasayı boğmaya devam ederken, küçük çapta iş yürüten çiftçiler, kendine yer edinmeye ve insanların güvenini kazanmaya gayret ediyorlar.
Aynı zamanda sosyal medyada yapılan olumsuz yorumlar, dile getirilen şüphe ve suçlamalar, kendini işine tamamen vermiş olan üreticilerin bile hevesini kursağında bırakabilir.
Şumen’in Maraş köyünde sebze yetiştiriciliği yapan Kalina Dimitrova’nın hikayesi de böyle başlar. Çevrimiçi ortamda yöneltilen eleştirilere cevap vermektense farklı bir şey yapmayı tercih eden kadın, çiftliğinin kapılarını açarak merak edenlere her sebze kasasının arkasındaki çabaları yakından görme imkanını sağladı. Bunun üzerine olanlara ve sebze yetiştiricilerinin karşı karşıya olduklara zorluklara dair BNR Şumen Radyosu’ndan iş arkadaşımız Ayşe Latif’in röportajını dikkatinize sunuyoruz.
FOTOĞRAF özel arşiv
Kalina, bundan 2 yıl kadar önce ilgilenenler için sosyal medyada grup oluşturup ailesinin ürettiklerine ilişkin fotoğraflar ve bilgi paylaşmaya başladı. Tüketicilerin bir kısmı, destek vermek yerine harcadıkları emeğe şüphe ile bakınca Kalina sıradışı bir şey yaptı – aile çiftliğinin kapılarını açan kadın, kuşku duyan herkesi seraları, ekinleri ve çalıştıkları şartları yakından görmeye davet etti.
FOTOĞRAF özel arşiv
“Oluşturduğum grup popüler olunca farklı insanlar katıldı. Aslında üretici olmadığımızı, borsadan mal alıp satışa sunduğumuzu yazanlar oldu. Bu durum beni inanmayanları gelip bir günü bizimle birlikte geçirmeye davet etmeye itti” diyen Kalina bu davete icabet ederek çiftliğe gelenlerin olduğunu belirtti.
Sebze yetiştiricisi, çiftlikte sabahtan akşama kadar gerek serada gerekse de tarlada yapılan işleri bir bir anlattı.
FOTOĞRAF özel arşiv
“Sabah saat 05.00’te kalkıyoruz. En geç saat 05:30’da seralarda olmamız gerekir. Sera işleri için 3 saat kadar zamanımız var. Sonra içindeki sıcaklık 50 dereceyi buluyor. Saat 08.30 oldu mu seradan dışarı çıkmak şart. Bu saatten sonra içeride kalmak mümkün değil. Sonra pazar yerine giderek saat 1’e kadar satış yapıyoruz. 1-2 saatliğine eve toplanıp tarla işleri ile devam ediyoruz. Şu an mahsul topluyoruz, daha önce gidip ot temizliği yapıyorduk. Ardından saat akşam 6-7 olunca tekrar seralara gidiyoruz, mahsul topluyor, yapılacak ne varsa yapıyoruz. İşlerimiz saat 9.30 sıralarında, hava karardığında bitiyor” diye anlattı Kalina ve insanlar için görünmez olmakla birlikte en çok emek ve zaman alan dönem hangisidir sorusu üzerine şu cevabı verdi:
“Kışın, Ocak ile Mart ayları arasındaki dönem çok yoğun. Gece gündüz fide yetiştirmekle, çekirdekten bitki çıkması için gerekli sıcaklığı sağlamakla meşgul oluyoruz. Elektrik kesintisi olup olmamasını, hava şartları ve sıcaklık derecelerini takip ediyoruz. Fidelere bebekmiş gibi bakıyoruz. Bazen gece kalkıp soba yakıyoruz. En zor dönemimiz budur.”
Maraş köyünde sebze yetiştiriciliği yapan kadın, tüm çiftçilerin derdi olan ucuz ithal malla rekabet etme mecburiyetine değindi:
“Çok zor.
Bazen ürettiğimiz malı atmamak ve cuzi olsa da bir miktar para almak için fiyatı asgariye indirmek zorunda kalıyoruz.”
FOTOĞRAF özel arşiv
Mahsulün hiçbir zaman yüzde 100 satılmadığını ve her zaman tarlada zayiat olduğunu belirten Kalina Dimitrova bu konuda gerek iklim şartlarının elverişsiz olmasından dolayı uğranılan zararları gerekse de tarladaki hayvanların ürüne verdiği zararı göz önünde bulundurmak gerektiğine dikkat çekti.
Çiftçi kadın ayrıca iş gücü açığı sorununa değindi:
“Yok. Yıllar önce bütün bu 40 dekarlık topraklara sebze ekerken işçilerimiz vardı. Ama artık yok. İnsanlar bu sektörde çalışmak istemez. Bu artık meslek değil onlar için. Bu yüzden sayımız azalıyor. Biz de üretimi her yıl azaltıyoruz. Eşimle ikimizin kaldırabileceğimiz kadar iş yürütüyoruz. ”
Sebze yetiştiricilerine yönelik devlet desteğinden çoğunlukla büyük üreticilerin faydalandığını söyleyen Kalina, şöyle devam etti:
“Biz küçük üreticilere ne verilirse verilsin, yılın sonunda vergi şeklinde geri alınır, ya da sağlanan subvansyonu kesmenin bir yolunu bulurlar. Oysa küçük çapta iş yürütenlerin işini geliştirmeleri için daha büyük desteğin sağlanması gerekir. ”
FOTOĞRAF özel arşiv
Küçük çaplı üreticilerin karşı karşıya oldukları gerçekleri saymak gerekirse, zorluklarla dolu sezon, öngörülemez iklim şartları, işçi kıtlığı ve ucuz ithal malların rekabetine işaret etmek kafi olur.
Bulgaristan vatandaşlarının yurt dışındaki çiftliklerde verdikleri emeğe yüksek değer verilirken yurtta alın teri döken çiftçilerin emeğine şüphe ile bakılması, akıl almaz bir durumdur.
Kalina Dimitrova’nın hikayesi, gıdamızı üreten insanlara daha büyük dikkatle yaklaşmamız gerektiğini hatırlatır, çünkü her rekoltenin arkasında canla başla çalışan ve sonsuz saygıya layık olan insanlar var. Toprağa sırf tohum değil, sabrını, umudunu ve sevgisini eken Kalina gibi çiftçilerin bize sunduğu ve memleket topraklarının nimeti olan yerli ürünlerin kıymetini bilelim.
Kaynak : BNR Şumen Radyosu
Röportaj : Ayşe Latif
Çeviri : Tanya Blagova
Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar