Pazartesi 7 Eylül 2026 06:10
Pazartesi, 7 Eylül 2026, 06:10
FOTOĞRAF Aleksandra Karamihaleva
Yazı Boyutu
Krasimira Kutsarova, Macaristan’da doğup büyümesine rağmen, geçmişten günümüze aktarılan bir gelenek sayesinde güçlü bir aidiyet duygusuyla Bulgaristan’a bağlı. Bu gelenek, Veliko Tırnovo’nun Polikraishte köyünden yola çıkan, Orta ve Doğu Avrupa’da modern sebzeciliğin ve bahçıvanlığın temellerini atan Bulgar bahçıvanları ile başladı. Onların torunları her yaz bu yolu atalarının toprakları olan Bulgaristan’ı ziyaret ederek akrabalarıyla buluşur ve köklerini yad ederler.
Krasimira Kutsarova
FOTOĞRAF Aleksandra Karamihaleva
Bulgaristan Radyosu’na konuşan Krasimira Kutsarova şunları belirtti:
"Ben burada, Budapeşte'de doğdum ve burası benim vatanım. Bulgaristan da vatanımdır, çünkü her yaz büyükannelerimizi ve büyükbabalarımızı ziyarete giderdik. Annemin anne ve babası Bulgaristan'daydı.Yaz geldiğinde ve Polikraishte’deki festival başladığında, Macaristan’da, Slovakya’da, Avusturya’da ya da dünyanın dört bir yanına dağılmış olsak da hepimiz bir araya geliyoruz. Tıpkı burada olduğu gibi bir araya geliyoruz, kardeşler gibi yaşıyoruz ve birbirimizi görebilme imkanına sahip olduğumuz için mutluyuz”.
Bu dayanışmanın ve nesiller boyu süren devamlılığın gücünü anlamak için, Polikraishte ve Draganovo’daki meşhur bahçıvan kolonisinin geçmişine bakmamız gerekir. Bu, gece gündüz süren emek, Bulgar çiftçinin haysiyeti ve halkımızın yabancı bir ülkede yaratıcılık yoluyla kendini kanıtlama ve refah elde etme yeteneğinin hikayesidir. Krasimira Kutsarova sözlerini şöyle sürdürdü:
FOTOĞRAF Aleksandra Karamihaleva
“Bu çalışkan insanlar daha iyi bir yaşam arıyorlardı. Başlangıçta, biraz para biriktirip kendi topraklarını satın alabilmek için başkalarının bahçelerinde tarım işçisi olarak çalışmaya başladılar. Büyükbabam da kardeşleriyle birlikte böyle yola çıktı. Bahçelerde çalıştılar, para biriktirdiler ve her biri kendine ait bir bahçe satın aldı. Daha sonra babam, kendi bahçesi olan dedemin yanına geldi. Böylece büyük emekler, uykusuz geceler ve büyük bir dayanışma ile çarkı çevirdik ".
Macaristan devleti ve halkı, yerel tarım için o dönemde pek bilinmeyen modern sulama ve tarım teknikleri yanı sıra eşsiz bir iş ahlakını beraberlerinde getiren bu çalışkan Bulgar göçmenlerini kabul etti ve hak ettikleri değeri verdi. Birlik ve beraberlikleri sayesinde bir zamanlar sebze borsasının bulunduğu Budapeşte’nin prestijli dokuzuncu bölgesinde kendi merkezlerini kurdular.
Krasimira Kutsarova devamla:
FOTOĞRAF Aleksandra Karamihaleva
"Ne kadar sağlam, biribirine kenetlenen bir topluluğuz! Bize bir yuva veren ve bizi kendilerinden biri olarak kabul eden yabancı bir ülkede ilerleme kaydetmeyi başardık. Çalışkan Bulgar vatandaşları olarak her zaman takdir gördük. Bu ülkede kendimizi hiçbir zaman yabancı hissetmedik, çünkü burada domates, patlıcan, pırasa gibi sebze yetiştiriciliğin yaygınlaştırılmasında katkıda bulunduk. O dönemde Balkan ülkeleri için tipik olan bu sebzeler Macar mutfağında ve tarımında çok az biliniyor ya da hiç yetiştirilmiyordu.” diye belirtti.
FOTOĞRAF Aleksandra Karamihaleva
Krasimira Kutsarova ile yaptığımız sohbet, nesiller arasında asla kopmayacak canlı bir bağ olduğu hissini uyandırdı. Tam da bu devamlılığı düşünürken, bu metaforu gerçeğe dönüştüren canlı, her yıl tekrarlanan bir geleneğe tanık olduk. Günümüzde, her biri kendi mesleki alanında tartışmasız bir sosyal refah ve büyük başarıya sahip Macaristan’daki Bulgarlar, köklerine dönmek için Budapeşte’deki “Aziz Kiril ve Metodiy” Bulgar Kilisesi’nin avlusuna geliyorlar.
FOTOĞRAF bg-patriarshia.bg
FOTOĞRAF bg-patriarshia.bg
Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar