Mustafa Horasan (1965–2026) ve Hüseyin Işık’ın resimleri Sofya’da gözler önüne serildi

İnsan Olmak İçin Geldik

Sergi insan olmanın anlamı, savaş ve barış, sorumluluk, vicdan ve tüketim çılgınlığı gibi konuları gündeme getiriyor

Cumartesi, 12 Eylül 2026, 04:50

İnsan Olmak İçin Geldik

FOTOĞRAF Tanya Blagova

Yazı Boyutu

Sofya’da Bulgaristan Ressamlar Birliği Evi’nde açılan sergide Türk sanatçıları Mustafa Horasan (1965–2026) ve Hüseyin Işık’ın resimleri gözler önüne serildi. “İnsan Olmak İçin Geldik” konulu sergi, iki ressamın sanatsal yolculukları ve dostluklarına ithaf edildi.

Proje, ortak sanat eğitimi, paylaşılan tarihsel hafıza, insanın kırılganlığı, kimlik ve diğer insanlara karşı sorumluluk gibi konulardaki duyarlılığın bağladığı iki sanatçının eserlerini Sofya’da bir araya getirdi. Serginin küratörlüğünü, Plovdiv Şehir Sanat Galerisi Müdürü Krasimir Linkov üstlendi.

İnsan Olmak İçin Geldik

FOTOĞRAF Tanya Blagova

Sergi açılışının ardından BNR Radyo Evi’ne gelerek iş arkadaşımız Şevkiye Çakır’a konuşan  sanatçı, serginin ortaya çıkış hikayesini anlattı, sanat anlayışını ve insan kavramına ilişkin düşüncelerini paylaştı.

İnsan Olmak İçin Geldik

Söyleşinin merkezinde, serginin de temel fikrini oluşturan “insan olmak” kavramı yer alıyor. Işık’a göre dünyaya gelen her kişi, sırf doğduğuiçin “insan” sıfatını hak eden bir varlık olarak görülmemeli. Sözlerine göre insan olmak, doğuştan kazanılmış bir kimlikten çok, yaşam boyunca devam eden bir süreçtir. Bireyin eylemleri, sergilediği davranışlar vepozisyonlar, onun insan olmaya ne ölçüde yaklaştığını belirler. Sanatçı bu düşünceden hareketle savaşlar, yıkımlar, şiddet ve insanın gerçekleştirdiği kötülükler karşısında “İnsan olmak gerçekten ne anlama geliyor?” sorusunu gündeme getiriyor.

"İnsan ve medeniyet" - ressam Hüseyin Işık

"İnsan ve medeniyet" - ressam Hüseyin Işık

FOTOĞRAF Tanya Blagova

Serginin Ortaya Çıkış Hikayesi ve Işık ile Horasan’ın sanat ortaklığı

Serginin ortaya çıkış öyküsü ise Hüseyin Işık ile Mustafa Horasan arasındaki yaklaşık kırk yıllık dostluğa dayanıyor. Işık, Plovdiv Şehir Galerisi Yöneticisi Krasimir Linkov ile yardımcısı Milena Kitipova’nın İstanbul ziyareti sırasında onları çeşitli sanatçı atölyelerine götürdüğünü, bu kapsamda Mustafa Horasan’ın atölyesini de ziyaret ettiklerini anlattı.

Işık ile Horasan’ın sanat ortaklığının kökleri ise çok daha eskiye uzanıyor. İki sanatçı aynı Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Grafik Bölümü’nde eğitim görmüş, yaklaşık aynı dönemde mezun olmuş, birlikte sergiler açmış ve hatta kariyerlerinin ilk dönemlerinde sokakta resim satmışlardir. Sanatçı, Mustafa Horasan ile ilk ortak sergilerini bundan yaklaşık kırk yıl önce Bodrum’da açtıklarını anlattı. Sofya’daki sergi, bu uzun dostluğun ve sanat yolculuğunun bir devamı olarak tasarlandı.

Mustafa Horasan

Mustafa Horasan

FOTOĞRAF Tanya Blagova

Ancak serginin hazırlık süreci devam ederken Mustafa Horasan, İstanbul’da geçirdiği motosiklet kazasında hayatını kaybetti. Işık, Horasan ile ölümünden yalnızca birkaç saat öncesine kadar serginin ayrıntıları hakkında konuştuklarını, eserlerin yerleşiminden serginin genel düzenine kadar her ayrıntıyı birlikte değerlendirdiklerini belirtti.

Mustafa Horasan

Mustafa Horasan

FOTOĞRAF Tantya Blagova

Horasan’ın ölümü, serginin yapısını da değiştirdi

Işık, başlangıçta sergi mekânında insanın farklı duygu ve davranışlarını temsil eden insan utanır, güler, sevinir, sever, haber verir ve ağlar gibi çeşitli köşeler oluşturmayı planladığını ve arkadaşının ölümünün ardından “İnsan Ağlar” bölümünü Mustafa Horasan’a adadığını anlattı. Bu bölümde yer alan küçük gözyaşı şişeleri, sembolik olarak Horasan için dökülen gözyaşlarını temsil ediyor. Böylece sergi, başlangıçtaki kavramsal çerçevesinin yanı sıra bir anma ve yas boyutu da kazandı.

“İnsan Ağlar”- ressam  Hüseyin Işık

“İnsan Ağlar”- ressam Hüseyin Işık

FOTOĞRAF Tanya Blagova

Kendisini yalnızca bir ressam olarak değil, aynı zamanda bir “hikâye anlatıcısı” olarak tanımlayan Hüseyin Işık, sanatla yoğun biçimde ilgilenmeyen insanların bile eserlerinin taşıdığı mesajı anlayabilmesini önemsediğini ve en büyük kaygılarından birinin “anlaşılmamak” olduğunu belirtti.

İnsan Olmak İçin Geldik

FOTOĞRAF Tanya Blagova

Işık’ın Alevi kültürüyle olan bağı ve hümanist düşünceye verdiği önem

Serginin “İnsan Olmaya Geldik” adının seçilmesinde ise Işık’ın Alevi kültürüyle olan bağı ve hümanist düşünceye verdiği önem belirleyici oluyor. Sanatçı, Alevi düşüncesinde insan olma fikrinin önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, bu yaklaşımın serginin temel düşüncesiyle örtüştüğünü ifade etti. Mustafa Horasan’ın da Alevi kültürüne yakın bir isim olduğunu, hayattayken saz, cura ve piyano çaldığını, farklı yörelere ait türküleri söylediğini anlattı.

Savaş ve barış teması

Sergide insan kavramının yanı sıra iyilik ve kötülük, vicdan, savaş ve barış gibi evrensel meseleler de işleniyor. Söyleşide özellikle “Savaş ve Barış” teması üzerinde duruluyor.

“Savaş ve Barış”- Hüseyin Işık

“Savaş ve Barış”- Hüseyin Işık

FOTOĞRAF Tanya Blagova

Işık, son 10-15 yıldır savaş teması üzerine çeşitli seriler çalıştığını ve bu çalışmaların sergide bütünüyle gösterilemeyecek kadar geniş olduğunu paylaştı.

Sanatçının savaş konusundaki araştırmaları yalnızca görsel üretimle sınırlı değil. Işık, Viyana’nın Nazi yönetimi altındaki dönemini uzun süredir araştırdığını anlattı. Onu özellikle düşündüren konu, toplama kamplarına gönderilen insanların ve komşuların yaşadığı dehşetin hemen yanında, diğer insanların gündelik hayatlarına son derece normal biçimde devam edebilmiş olmaları. Bu araştırma, Işık’ı insan vicdanının kötülük karşısındaki tutumunu sorgulamaya yöneltti.

Sanatçı bu düşüncelerini kendi gençlik deneyimleriile de ilişkilendiriyor. Türkiye’de Güzel Sanatlar Fakültesi’ne girdiği dönemde yaşanan 12 Eylül askerî darbesini hatırlatan Işık, insanların tutuklandığı, işkence gördüğü ve öldürüldüğü karanlık bir dönemde, sokaktaki hayatın büyük ölçüde normal biçimde devam etmesinin kendisinde derin bir iz bıraktığını anlattı. Viyana’daki Nazi dönemi araştırmalarıyla kendi yaşadığı tarihsel deneyim arasında bir paralellik kurarak, toplumların büyük trajediler karşısında nasıl olup da gündelik hayatlarını sürdürebildiklerini ve insan vicdanının bu çelişkiyi nasıl kaldırdığını sorguluyor.

"İnsan barbardır"- Hüseyin Işık

"İnsan barbardır"- Hüseyin Işık

FOTOĞRAF Tanya Blagova

Söyleşinin bir başka önemli bölümünü ise tüketim, israf ve çevre sorunları oluşturuyor. Sergide yaklaşık dört bin geri dönüştürülebilir yemek kutusunun kullanıldığı bir çalışma yer alıyor. Işık, artık kullanılmaması ve çöpe atılması gereken malzemeleri yeniden değerlendirerek onlara yeni bir işlev kazandırdığını anlattı.

"Yemek kutuları" - Hüseyin Işık

"Yemek kutuları" - Hüseyin Işık

FOTOĞRAF Tanya Blagova

Bu çalışmanın ikinci katmanında ise modern tüketim toplumuna yönelik güçlü bir eleştiri bulunuyor. Işık ayrıca trafikte karşılaşılan yük kamyonları veya inşaat gürültüsü şikayetleri gibi örneklerle, bireyin kendi yaşam biçiminin toplumsal sistemle bağlantısını görmeden başkalarını suçlama eğilimini eleştiriyor.

Bulgaristan ile Türkiye arasındaki kültürel bağlar

Eurovision Şarkı Yarışması üzerinden Avusturya ve Bulgaristan arasındaki bağlantıya değinen Işık, Bulgaristan’ın başarısından duyduğu mutluluğu anlattı. Bunun yanı sıra Türkiye’de eğitim gördüğü yıllarda Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç etmiş çok sayıda insanla arkadaşlık kurduğunu paylaşırken Mithat Çınar ve Gürcan Özkan gibi isimlere işaret etti.

"Bira Yedi Lira" - Hüseyin Işık

"Bira Yedi Lira" - Hüseyin Işık

FOTOĞRAF Tanya Blagova

Farklı kültürlerin ve dillerin bir arada bulunmasını büyük bir zenginlik olarak değerlendiren Hüseyin Işık’a göre uluslararası ve çok kültürlü olmak, özellikle iletişim çağında toplumların birbirini anlaması açısından önemli bir avantaj. Işık, Bulgaristan’ın tarihsel olarak sahip olduğu bu kültürel çeşitliliği hâlâ korumaya ve geliştirmeye çalışmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi.

Şevkiye Çakır’ın Hüseyin Işık’la yaptığı söyleşiyi ekli ses dosyasından dinleyebilirsiniz:

Söyleşi            : Şevkiye Çakır

Haber              : Tanya Blagova