Farklı halkların ortak kültür hafızasındaki değerleri görünür kılan bir sergi

İstanbul’dan Balkanlar’a: Ortak Hafızanın İzleri Sofya’da

Ressam İsmail Acar Ayasofya’dan Balkanlar’a uzanan sanat yolculuğunu anlattı

Cumartesi, 19 Eylül 2026, 05:30

İstanbul’dan Balkanlar’a: Ortak Hafızanın İzleri Sofya’da

FOTOĞRAF Tanya Blagova

Yazı Boyutu

Ressam İsmail Acar’ın “İstanbul’dan Balkanlar’a: Bir Hafızanın İzleri” başlıklı sergisi, Sofya’da sanatseverlere kapılarını açtı. Geçmiş ve günümüz arasında görsel bir köprü oluşturan sergi, İstanbul ile Balkanlar arasındaki tarihî ve kültürel bağları, ortak hafızayı ve farklı kültürlerin yüzyıllar boyunca oluşturduğu ortak mirası konu alıyor.

BNR Türkçe Yayınlar Ekibi de serginin açılışındahazır bulundu ve İsmail Acar ile bir söyleşi gerçekleştirdi.

Sanatçı, serginin çıkış noktasının İstanbul’da yaşarken edindiği izlenimler ve Balkanlar’a yaptığı seyahatler olduğunu anlattı. İstanbul’a baktığında aslında yalnızca İstanbul’u değil, Balkanlar’ın da izlerini gördüğünü belirten Acar, şehrin farklı bölgelerinde Bulgar, Rum, Arnavut ve diğer Balkan kültürlerinin izlerinin bugün de yaşamaya devam ettiğine dikkat çekti.

Yemeklerden dile, geleneklerden mimariye kadar pek çok ortak unsur bulunduğunu belirten İsmail Acar, İstanbul’da Balkan kültürlerinin hâlâ canlı olduğunu ifade etti. Aynı kültürel yakınlığın Bulgaristan’da, Sofya’da, Selanik’te, Bosna’da ve Anadolu’da da görülebildiğini söyleyen sanatçı, eserlerini bu ortak hafızanın ve kültürel mirasın bir kutlaması olarak değerlendirdi.

Ayasofya: Serginin merkezindeki ortak miras

İstanbul’dan Balkanlar’a: Ortak Hafızanın İzleri Sofya’da

FOTOĞRAF ismailacar.com.tr

Serginin merkezinde Ayasofya yer alıyor. İsmail Acar, radyomuza konuşurken Ayasofya’yı farklı kültürleri ve dönemleri bir araya getiren, yaklaşık 1400 yıllık geçmişiyle insanlığın ortak kültürel mirasının önemli sembollerinden biri olarak değerlendirdi.

Sanatçı, Ayasofya’nın kendisi için özel ve kutsal bir anlam taşıdığını belirterek, farklı dönemlerin ve kültürlerin izlerini koruyan bu yapının gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekti. Ayasofya’nın İstanbul’un mimari kimliği üzerindeki etkisine de değinen Acar, daha sonraki dönemlerde inşa edilen önemli Osmanlı camilerinin kubbe mimarisinde Ayasofya’dan ilham alındığını ifade etti.

Acar’ın Ayasofya ile kişisel bir bağı da bulunuyor. Sanatçının ilk büyük sergisinin Ayasofya’da gerçekleştirildiğini ve İstanbul’daki atölyesinden baktığında gördüğü en önemli yapılardan birinin Ayasofya olduğunu anlatıyor.

İstanbul’a 360 derecelik bakış

İstanbul’dan Balkanlar’a: Ortak Hafızanın İzleri Sofya’da

FOTOĞRAF Tanya Blagova

Acar, İstanbul’u tek bir açıdan değil, 360 derecelik bir perspektifle resmetmeyi tercih ediyor.

Bulgar Kilisesi, Rum okulları, camiler, Galata Kulesi, Ayasofya ve İstanbul silüeti gibi farklı kültürlere ve dönemlere ait unsurlar, sanatçının eserlerinde aynı kompozisyon içerisinde buluşuyor. Acar, bu yapıların ve görüntülerin insanların hafızasına gözler aracılığıyla kazındığını düşünüyor. Bu nedenle farklı unsurları yuvarlak kompozisyonlar içinde bir araya getirerek İstanbul’un çok kültürlü yapısını görsel bir bütünlük içerisinde anlatıyor.

Nar: Bereketin ve kültürel hafızanın sembolü

İstanbul’dan Balkanlar’a: Ortak Hafızanın İzleri Sofya’da

FOTOĞRAF Tanya Blagova

İsmail Acar’ın eserlerinde dikkat çeken sembollerden biri de nar. Sanatçı, narın farklı inançlarda ve kültürlerde ortak anlamlar taşıyan özel bir meyve olduğunu belirtti.

Narın Hristiyanlık, Musevilik ve İslam’ın kutsal metinlerinde yer aldığını ve bereketi simgelediğini ifade eden Acar, nar motifinin Türk folklorunda, müziğinde, geleneksel kumaşlarında, kaftanlarında ve mimarisinde de önemli bir yere sahip olduğunu anlattı.

Nar, sanatçının kişisel hafızasında da özel bir yere sahip. Acar, büyükannesinin nar kırarken “Bismillah” dediğini hatırlatarak, yaptığı ilk nar resimlerinden birinin arkasına da “Bismillah” yazdığını söyledi. Böylece nar, onun eserlerinde hem kişisel bir anının hem de daha geniş bir kültürel ve manevi mirasın sembolüne dönüşüyor.

Semazen ve hoşgörü mesajı

İstanbul’dan Balkanlar’a: Ortak Hafızanın İzleri Sofya’da

FOTOĞRAF Tanya Blagova

Serginin bir diğer önemli figürü ise semazen. Acar, semazen figürünü Türk tasavvuf geleneğinin ve manevi dünyasının bir yansıması olarak görüyor.

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli ve Ahmed Yesevî gibi düşünürlerin İslam anlayışını daha felsefi ve insanlara daha kolay ulaşabilecek bir dille yorumladıklarını belirten sanatçı, sufilerin ve semazenlerin de bu geleneğin önemli bir parçası olduğunu ifade etti.

Semazen figürünü eserlerine taşımasının amaçlarından birinin, tasavvufun hoşgörü anlayışını sanat yoluyla farklı insanlara ve kültürlere anlatmak olduğunu vurguluyor.

“Kültür elçisi olarak geldik”

Ressam İsmail Acar ve Şevkiye Çakır

Ressam İsmail Acar ve Şevkiye Çakır

FOTOĞRAF Tanya Blagova

İsmail Acar, Sofya’daki sergisini İstanbul’dan Balkanlar’a uzanan kültürel yolculuğunun önemli bir durağı olarak nitelendirdi. Sanatçı, kendilerini birer “kültür elçisi” olarak gördüklerini ve İstanbul’dan getirdikleri duyguları, sanat anlayışını ve kültürel birikimi Sofya’daki izleyicilerle paylaşmaktan mutluluk duyduğunu ifade etti.

Acar, Bulgaristan’daki sanatseverleri sergiyi ziyaret etmeye, eserleri yakından görmeye ve anlatılan ortak kültürel mirası kendi bakış açılarıyla keşfetmeye davet etti. Özellikle çocukların da sergiye getirilmesini isteyen sanatçı, eserlerde herkesin kendi kültüründen ve geçmişinden bir parça bulabileceği inancını paylaştı.

İş arkadaşımız Şevkiye Çakır’ın İsmail Acar’la yaptığı söyleşiyi ekli ses dosyasından dinleyebilirsiniz.



İstanbul’dan Balkanlar’a: Ortak Hafızanın İzleri Sofya’da

FOTOĞRAF Tanya Blagova