Cuma öğleden sonra

İnsanın Dokulumazlığı İle Kamunun Yararı Arasında Otopsi ve Fekk-i Kubûr Meselesi

Cuma, 2 Ekim 2026, 14:00

Cuma öğleden sonra

FOTOĞRAF yeniankara.com.tr

Yazı Boyutu

İslâm dini insanın dünya ve ahiret hayatını düzenleyen bir nizamdır. İnsanın doğumundan ölümüne kadar ve sonrası ile ilgili hükümlerle bu düzenlemeyi yapar. Bu bağlamda insan ile Rabbi arasındaki ilişkilere dair hükümler koyduğu gibi, insan ile insan arasındaki ilişkilerin de belirli kurallar çerçevesinde gerçekleşmesini sağalayacak kurallar koyar.

Cenâb-ı Allah, insanı mükerrem, değerli ve saygın bir varlık olarak yaratmıştır. Bu saygınlığı, bir taraftan insanın kendisine yöenelik koruması gerektiği gibi, insanların birbirilerinin saygınlık ve dokunulmazlığını da koruması gerekir. Bu anlayış çerçevesinde insana hayattayken de ölümünden sonra da gerekli saygının gösterilmesi İslâm’ın önemsediği bir konudur.

Bu hususta Peygamber Efendimiz, “Ölünün kemiğini kırmak, onu diriyken kırmak gibidir.” sözleriyle konunun ciddiyet ve ehemmiyetini vurgulamıştır. İnsanın saygınlık ve dokunulmazlığını gösteren ayetler ışığında ve bu mübarek nebevî sözler doğrultusunda İslâm uleması belirli bir ilmî gelenek çerçevesinde insanın ölümle karşılaşmasından sonra kendisiyle ilgili sorumlulukları tespit ederek ölüye karşı nasıl davranacağımızın sınırlarını çizmişlerdir.

Söz konusu sınırlar kapsamında ele alınan hususlardan biri de insan öldükten sonra cesedine ne tür müdahaleler yapılabileceği meselesidir. Bu bağlamda fıkıh ilmi, İslâm’ın ilk dönemlerinden itibaren benzer bazı uygulamaları da esas alarak daha ziyade yeni dönemlerin bir uygulaması olan otopsi konusunda belirli kurallar koymuştur. Aslında ölümünden sonra insanın vücuduna hiçbir müdahale yapmamak esastır. Ancak belirli toplumsal menfaatler veya fıkhî ifadesiyle maslahat gereği ya da olmazsa olmaz ve alternatifsiz durumlar anlamında değerlendirilen zaruret hâlinde insan cesedine belirli müdahalelerin yapılabileceğine dair İslâm alimlerince cevaz verilmiştir. İster dıştan olsun ister iç müdahale yoluyla olsun, belirli kurallar çerçevesinde insanın ölüp de toprağa verilmesinden önce otopsi yapılması, özellikle son devir İslâm alimleri tarafından olumlu karşılanmıştır. Aynı durum, biraz daha sıkı kurallarla cesedin toprağa gömülmesinden sonra da söz konusu olduğu İslâm alimlerinin büyük çoğunluğunun ittifak ettiği bir konudur. Bu husus özellikle de adlî tıp incelemeleri için yapılacak otopsi için söz konusudur. Bunu yapabilmek için ise insanın saygınlığını zedelemeden mezarın açılıp cesedin patoloji ve adlî tıp uzmanlarınca incelenmesi gerekmektedir.

Otopsi yapmak veya bir inceleme yapmak ya da dinî kurallara aykırı veya insan haklarını ihlâl eden bazı uygulamaları düzeltmek amacıyla mezarın açılmasına İslâmî literatürde fekk-i kubûr veya feth-i kubûr adı verilmektedir. Fıkıh ilmi bu mevzuyu enine boyuna ele almış ve insana gerekli hürmeti göstererek zarurî durumlarda veya kamunun yararına olan bazı hususlarda insanın en dokunulmaz yerlerinden biri olan kabrinin açılıp cesedinin incelenmesine belirli sınırlar içerisinde cevaz vermiştir.

Ama bütün bunlar, insanın dirisine olan hürmet, ölüsüne de aynen gösterilir kaidesi içerisinde yapılabilmektedir. Bu da gösteriyor ki, İslâm dini, insanın dokunulmazlığını kendini koruyamadığı ölüm sonrasında da garanti altına almaktadır, aynı zamanda ise insan şerefini korurken hayatın ve adaletin tıkanmasına da izin vermemektedir

Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar