Haber
Erkekliğe zorlanan kadınların sessiz direnişini konu eden “Geriye Kalan Kadın” romanı yazarı
Rene Karabash: Booker Ödülüne Layık Bir Roman Nasıl Yazılır?
Cumartesi 20 Haziran 2026 04:55
Cumartesi, 20 Haziran 2026, 04:55
FOTOĞRAF Yana Lozeva, International Booker Prize
Yazı Boyutu
Edebiyat dünyasında en saygın ödüllerden biri olan Booker ödülüne aday gösterilen, hatta 6 başlığın yer aldığı kısa listeye giren “Ostaynitsa” romanının yazarı Rene Karabash, radyomuza konuşurken "Yazar, ödülleri düşünmeden yazmalı!" dedi.
Romanın prestijli yarışmada “ödüle ramak kala” denen dereceye girmesi, Georgi Gospodinov'un “Zaman Sığınağı” romanından sonra bir kez daha, çağdaş Bulgar edebiyatının dünya sahnesinde hak ettiği yeri alabilecek düzeyde olduğunu gösterdi.
Bu yılki yarışmaya son 12 ay içinde Birleşik Krallık veya İrlanda'da İngilizce’ye çevrilerek yayımlanmış olan 128 kitap katıldı. Kurallara göre jüri önce "uzun liste" olarak adlandırılan 13 roman seçiyor, ardından ödüle en layık olan 6 başlık belirleniyor.
Arnavutluk'un kuzeyinde günümüze kadar korunan ataerkil kültür sisteminin bir parçası olan ve gerektiğinde ailenin reisi rolünü üstlenebilmek için gönüllü olarak erkek gibi yaşamaya yemin eden kadın anlamına gelen “Ostaynitsa” başlığı, romanın Türkçe baskısında “Geriye Kalan Kadın” olarak çevirildi.
FOTOĞRAF ithakiyayingrubu.com
Rene Karabash’ın romanı, yalnız Booker adaylığıyla değil, kazandığı birçok saygın ödülle de dikkat çekiyor. “Elias Canetti” Ulusal Edebiyat Ödülü'nü kazanan roman, "13 Asır Bulgaristan" Ulusal Bağış Fonu tarafından verilen Yılın Romanı ödülüne aday gösterildi ve "Peroto" Edebiyat Ödülünün sahibi oldu.
Arnavutluk'ta yaşayan "yeminli bakirelerin" yaşamını anlatan hikâye, dünyanın dört bir yanında okuyucuların kalbini kazandı. Şair, yazar, senaryo ve oyun yazarı olup Rene Karabash takma adını kullanan İrena İvanova, iş arkadaşımız Aziz Şakir’e konuşurken şunları anlattı:
FOTOĞRAF BTA
"Elbette bu konuda kapsamlı araştırma yaptım. Arnavutluk nüfusunda mevcut olan ve “Kanun”adı verilen geleneksel hukuk sistemi ile ilgili oldukça karmaşık bir konudur. Yaklaşık iki yıl boyunca bu ”yeminli bakireler” hakkında kitaplar okudum, belgeseller izledim, onlara ilişkin yapılan çok sayıda röportaj inceledim. Ayrıca Arnavut isimlerinin anlamlarını araştırdım. Çünkü benim için kahramanlarımın isimlerinin kaderlerini yansıtması son derece önemlidir. Her insanın bu dünyaya ismi ile geldiğine ve bunun yaşamımızı belirli ölçüde etkilediğine inanıyorum."
“Ostaynitsa” romanı, Booker Ödülü'nü kazanmasa da bugün itibari ile 23 dile çevrilmiş durumda. Brezilya baskısı, ülkede yayımlanan ilk Bulgar romanı oldu. 2023 yılının sonunda Marie Vrinat-Nikolov, Fransızca çevirisiyle Fransız PEN Kulübü ödülünü kazandı. İngilizce çeviriyi yapan Isidora Angel ise ABD'de Gulf Coast Translation Prize ödülünü aldı, bu çeviri ayrıca 2025 yılında Amerikan PEN Kulübü'nün prestijli HEIM ödülüne de layık görüldü.
Kitap aynı zamanda İsveç'in Prisma Edebiyat Ödülü'ne aday gösterildi ve şarkıcı Dua Lipa'nın edebiyat kulübü tarafından hazırlanan "2026'nın En İyi 21 Yaklaşan Kitabı" listesine dahil edildi.
Rene Karabash romanın farklı dillere çevirilmesine ilişkin şunları paylaştı:
FOTOĞRAF BTA
"Bu kitabın her çevirmen için kesinlikle bir meydan okuması olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte hepsinin mükemmel bir iş çıkardığına inanıyorum. Çevirilerinin dünya çapında bu kadar çok ödül alması tesadüf değil. Çeviri sürecine fazla müdahale etmemeye çalışıyorum, çünkü çevirmenlere güveniyorum. Yine de metnin bazı bölümleri veya eski Bulgarca ya da Türkçe kelimeler hakkında bana birçok soru soruyorlar. İlginç olan şu ki, her yeni çeviride romanımı yeniden keşfediyorum. Hatta bazen yeni çevirmenler ve yeni okurlar sayesinde yazdığım bazı şeylerin farkına yeniden varıyorum."
Rene Karabash'a göre ödüller kötü bir şey değil. Çünkü bir kitabın daha görünür, daha tanınır ve doğal olarak daha çok okunur olmasını sağlıyorlar.
Rene Karabash ve Aziz Şakir
FOTOĞRAF özel arşiv
"Benim için işin diğer bir yönü de var. Bazen ödüllerin yaratıcı insan için büyük bir lanet olduğunu düşünüyorum. Çünkü sizi yaratmakla meşgul olduğunuz dünyadan çıkarıp egonun dünyasına girmeye zorluyorlar. Kendi üzerinde yeterince çalışmamış olan kişiler için, oldukça yükseklerde uçma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Öte yandan ödül alan birinden olan beklentiler arttığı için, eğer içinde güçlü bir eleştirmen varsa ya da o kişi mükemmeliyetçiyse, bu durum yazma sürecine ciddi zarar verebilir. Çünkü sürekli aynı derecede başarılı bir kitap daha yazma düşüncesi ile meşgul olur."
Karabash, radyomuza konuşurken güzel kitapların nasıl yazılması gerektiğine dair kendi reçetesini paylaştı:
"Bence her yazar çalışma odasına girip ödülleri düşünmeyi bırakabilmeli. Kitabın okunup okunmayacağını, ödül alıp almayacağını, aday gösterilip gösterilmeyeceğini düşünmeden kendini tamamen yazma sürecine ve okurlara adamalıdır. Orhan Pamuk iki tür anlatıcıdan söz eder: Birincisi akıl ve mantıkla yazan, ikincisi ise yazarken oynayan ve eğlenen bir çocuk gibi yaratanlardır. Bana göre önemli olan bu ikisi arasında denge kurabilmektir. Çünkü yazarken hissettiklerimiz kâğıda da yansır ve okurlar tarafından hissedilebilir."
“Geriye Kalan Kadın” başlığı ile Sevcan Kence tarafından Türkçe’ye çevirilen romanın küçük bir bölümünü ekli ses dosyasından dinleyebilirsiniz. Seslendiren Bedriye Haliz.
Söyleşi: Aziz Şakir
Çeviri: Aziz Şakir, Tanya Blagova
Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar